Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20476 E. 2014/5541 K. 25.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20476
KARAR NO : 2014/5541
KARAR TARİHİ : 25.03.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında görevi kötüye kullama olarak yazılan suç adının hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma şeklinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19/10/2010 tarih ve 2010/9-149/205 sayılı kararında açıklandığı üzere ve dosya içeriğine göre suçtan zarar görmüş olan müşteki vekilinin, CMK’nın 260. maddesi uyarınca kamu davasına katılma hakkı ve kurulan hükmü temyiz yetkisi bulunması karşısında, CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
1- O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
O yer Cumhuriyet savcısının, 15/02/2012 tarihinde verilen hükmü, 1412 sayılı CMUK’nın 310/3. maddesinde belirtilen bir aylık süre geçtikten sonra 16/03/2012 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Katılan şirketin Güneydoğu Anadolu Bölge Müdürlüğünde distribütör yöneticisi olan sanık …’ın, uygun fiyatlı ürün vaadi ile şirket müşterilerinden … …İnş. Gıda Tah. İth. İhr. Ltd. Şti.’den yaptığı 2000 TL tahsilatı şirkete vermeyerek kişisel tasarrufta bulunduğu iddia edilen olayda; sanığın suçlamayı reddederek şirkette distribütör olup tahsilat görevinin olmadığını savunması, katılan şirket tarafından dosyaya ibraz edilen 16/01/2012 havale tarihli yazıda sanığın üzerine atılı suçu kabul ettiğine dair şirkete yazılı beyanda bulunduğunun ileri sürülerek buna ilişkin sanığın ikrar ve imzasını taşıdığı belirtilen belge örnekleri sunması karşısında, gerçeğin şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması bakımından; sanığın katılan şirketteki görev ve yetkilerinin belirlenmesi amacıyla, şirket ile sanık arasında iş sözleşmesi bulunup bulunmadığı, varsa getirtilerek incelenmesi, bu konuda yazılı bir sözleşmenin bulunmaması halinde şirkette para tahsilat yetkisinin olup olmadığı konusunda bilgi sahibi olan şirket çalışanlarının tanık sıfatıyla beyanına başvurulması, sanığın 2.000 TL tahsilat yaptığı ileri sürülen… … İnş. Gıda Tah. İth. İhr. Ltd. Şti’nin suç tarihi itibariyle defter ve belgelerinin celp edilip, belirtilen şekilde sanığa bir ödeme yapılıp yapılmadığı, bu amaçla belge düzenlenip düzenlenmediğinin tespit edilmesi, ayrıca katılan şirket tarafından sanığın ikrarı ve imzasını içerdiği iddia olunan belge asıllarının getirtilip sanığa gösterilerek belgelerdeki yazı ve imzaların kendisine ait olup olamdığının sorulması, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılması sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.