YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20602
KARAR NO : 2012/46570
KARAR TARİHİ : 27.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Hakaret, Yaralama
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur.Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda;
Müştekilerin çalışmış oldukları şirkete ait araçlar ile… Organize Sanayi Bölgesine atık madde taşıdıkları sırada cadde üzerinde bulunan sanıkların müştekileri sözlü olarak taciz ederek ”pis köpekler, faşistler” diyerek sinkaflı küfür ettikleri, müştekilerin araçlarını durdurmayarak yollarına devam ettikleri sırada ellerinde bulunan taş ve sopalarla saldırarak aynı şirkete ait olan araçlardan müşteki …’in kullandığı aracın ön camı ile müşteki Murat’ın kullandığı aracın sol kapı camını kırdıkları, müşteki …’i basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları olayda, sanık …’in eyleminin mala zarar verme suçunu, diğer sanık Soner’in eyleminin mala zarar verme, yaralama ve hakaret suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Müştekilerin aşamalarda değişmeyen ve birbiri ile uyumlu olan oluşa uygun beyanları karşısında tebliğname düşüncesine iştirak edilmemiş, yine sanık Soner hakkında hakaret suçundan tayin edilen temel cezadan TCK’nın 43/1 maddesi uyarınca 1/4 oranında artırım yapılırken 4 ay 11 gün yerine, 4 ay 10 gün hapis cezası verilmesi suretiyle eksik ceza tayini ile mala zarar verme suçunun aynı mağdura karşı birden fazla gerçekleşmesi nedeniyle 5237 sayılı yasanın 43.maddesi gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53.maddesinin 4.fıkrasında yer alan hüküm gereğince, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında aynı kanun maddesinin 1.fıkrasındaki hak yoksunluklarına hükmolunamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan “sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı verilen bu hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak 5237 Sayılı TCK.nun 53. maddesi uyarınca; hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevini üstlenmekten; bu kapsamda, TBMM üyeliğinden veya Devlet, İl, Belediye, Köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten, seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan, vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan, bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten, koşullu salıverilinceye kadar kendi altsoyu üzerindeki; velayet hakkından,
vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan, yoksun bırakılmasına,” ilişkin paragrafların çıkarılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.