YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20662
KARAR NO : 2013/19269
KARAR TARİHİ : 05.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
… ili… ilçesi Müftülüğünde müftülük memuru olarak görev yapan sanık …’ın Diyanet işleri Vakfı … Şubesinin teklifi üzerine 2000 yılında müftülük veri hazırlama ve kontrol işletmeni kadrosuna geçtiği, Vakıf yönetim kurulunun 03.05.2000 tarihinden itibaren Vakıf muhasibi olarak görev yaptığı, Vakıf kiracısı … ‘tan 2004 yılında tahsil ettiği 400 TL’yi, Vakıf kiracısı … firmasından 2004 yılında tahsil ettiği 3000 TL’ yi Vakıf hesabına yatırmayıp kendisine mal edindiği, bu durumun kiracıların beyan ve ifadeleri ile ortaya çıktığı, yine 14.07.2004 tarihinde sanığın vakıfa ait 4.940 TL’yi Ziraat Bankası … Şubesi’nden çektiği, bu parayı vakıf için harcamayıp muhasebe ve vezneye teslim etmeksizin uhdesine geçirdiği, böylece 2004 yılında toplam 8.340 TL’yi mal edindiği, 2005 yılında toplanan kira bedeli olarak 5.820 TL’yi vakfa teslim etmeyip uhdesinde tuttuğu, yine 2006 yılında 11.453.45 TL’yi vakıf hesaplarına intikal ettirmeyip mal edindiği, 2007 yılında ise 7.825.25 TL’yi vakfın banka hesaplarından vakıf başkanı tanık …’in imzasının taklit ederek çekip, harcadığı yine 2008 yılında 10.430.80 TL yi vakıf Şube Başkanı …’in imzasını fotokopi usulü ile taklit ederek paraları çekip mal edindiği, bilirkişi heyetinin raporuna göre vakfın toplamda 43.869.95 TL zarara uğradığı somut olayda sanığın 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 4. maddesi gereğince özel hukuk tüzel kişiliğine sahip vakfa ait kira gelirlerini uhdesinde tutmak suretiyle hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu, vakıf başkanının imzasını taklit ederek hazırladığı belgeyi bankaya ibraz etmek suretiyle vakfa ait parayı çekmesi şeklindeki eylemlerinin özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını oluşturduğuna ve bu suçların zincirleme şekilde işlendiğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanık hakkında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafi yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 100 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün”, “125 gün” ve “2.500,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” , “6 gün” ve “120,00 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.