Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20756 E. 2014/13264 K. 03.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20756
KARAR NO : 2014/13264
KARAR TARİHİ : 03.07.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet,düşme,beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Sanıklar… ve …’nın 15.05.2006 ile 04.07.2007 tarihleri arasında, diğer sanıklar … ve …’nun ise 04.07.2007 ile 15.09.2007 tarihleri arasında katılanların ikamet ettiği ve sonrasında yönetimde bulundukları Katevler Sitesi’nin yönetim kurulu başkan ve üyeleri oldukları, site yönetimi olarak topladıkları paraları usulüne uygun olmayan belgelerle yahut belgesiz olarak harcadıkları, bilirkişi raporuna göre sanıklar… ve …’nın toplam 13.263,34 TL site parasını, sanıklar … ve…’in ise toplam 6.858,38 TL site parasını uhdelerine geçirdikleri ve bu şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda ;
1- Sanık … hakkındaki kamu davasının düşürülmesi kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ;
Sanık …’in nüfus kayıt örneğine göre yargılama sırasında 16.09.2009 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından düşme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanıklar… ve … hakkında verilen mahkumiyet; sanık … hakkında verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ;
Katılan vekili ile sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
a)Sanıklar… ve …’nın aşamalarda değişmeyen savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediklerini, belgesiz ve faturasız hiçbir harcama yapmadıklarını, yeterli olmayan bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini beyan etmeleri, sanık müdafiinin de temyiz dilekçesine eklemiş olduğu ING Bankasından alınan 02.06.2010 tarihli yazıya göre siteye ait iki hesabın bulunduğu, MT 1 hesaptan MT 2 hesabına 2.300 TL virman yapılmak suretiyle para aktarımı olduğu, ancak bu bakiyenin nakden çıkış veya nakden giriş olmadığı, her iki hesaptaki gerçekte harcanabilir para miktarının 2.300 TL daha az yani toplamda 131.110.20 TL olduğunun belirtilmesi, sanıkların uhdesine geçirdikleri para miktarının da 1.098,02 TL olarak kabulü, ayrıca katılan vekilinin de bilirkişi raporunun eksik olduğunu, sanıkların daha fazla parayı uhdelerine geçirdiklerini, sanık …’in de yöneticilik yaptığı dönemde usulsüz harcamalar yaptığını , gider olarak gösterilmesi için sonradan sunulan faturaların geçersiz olduğunu beyan etmesi, yine Sayıştay emekli denetçilerinden alınan bilirkişi raporunun iki farklı dönem için ayrı ayrı düzenlenmesine rağmen bu rapora dayanak teşkil eden soruşturma aşamasındaki 14.04.2008 tarihli ilk bilirkişi raporunun ise iki dönem için birlikte düzenlenmiş olması, soruşturma aşamasındaki 14.04.2008 tarihli ilk bilirkişi raporunda defterlerde kaydı bulunan bir kısım belgesiz harcamaların (merdiven yıkama, kömür nakli gibi) gider olarak gösterilmesine rağmen, kovuşturma aşamasında alınan ikinci raporda bu harcamalara ilişkin sonradan fatura ve makbuz ibraz edilmesi nedeniyle mükerrer olarak gider sayılması ve ayrıca soruşturma aşamasındaki 14.04.2008 tarihli bilirkişi raporunun 6. sayfasının dosya arasında bulunmaması karşısında ; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, öncelikle soruşturma aşamasında yeminli mali müşavir……’dan alınan bilirkişi raporunun 6. sayfasının denetime imkan verecek şekilde dosya arasına alınarak siteye ait banka hesaplarındaki paranın suç tarihlerine göre ayrı ayrı belirlenmesi ve bahsedilen bu hususlara göre… emekli denetçilerinden yeniden rapor aldırıldıktan sonra sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde mahkumiyet ve beraat kararları verilmesi,
Kabule göre de ;
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 10 gün olarak tayin edilmesi,
c)25.12.1941 doğumlu olan sanık …’nın, 04.07.2007 tarihine kadar yöneticilik yaptığı anlaşılmakla, suç tarihi itibariyle 65 yaşından büyük ve daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olması karşısında TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının aynı maddenin birinci fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrileceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.