YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20827
KARAR NO : 2014/13688
KARAR TARİHİ : 08.07.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; şikayetçinin ….Fuar çıkışında bulunan köprü üstünde yürürken üç kağıt ya da bul karayı al parayı denilen oyunu oynatan sanığı gördüğü, sanığın yapmış olduğu hileli davranışlar ile kazanma şansı olmayan şikayetçinin aldanarak oynama karar verdiği ve cebinden 2 tane 50TL çıkardığı, sanığın şikayetçiye kazanabileceği görüntüsü vererek 100 TL parasını alıp oyuna dahil ettiği hemen ardından şikayetçinin kaybettiğini söyleyerek parayla birlikte oradan ayrılarak şikayetçiyi dolandırdığı sanığın ikrarı, şikayetçi beyanı ile tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının miktarı belirlenirken hüküm fıkrasında uygulama maddesi olarak TCK’nın 52/2 maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. Maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısımdan hemen önce gelmek üzere “TCK’nun 52/2. maddesi gereğince” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08/07/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.