Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20841 E. 2014/13224 K. 03.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20841
KARAR NO : 2014/13224
KARAR TARİHİ : 03.07.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, müştekinin zararını karşılamadığı anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (c) bendinde yazılı “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, birlikte askerlik yaptıkları müşteki …’ı cep telefonundan arayarak çok kârlı, güzel bir iş olduğunu söyleyerek…’ye çağırdığı, müşteki …’in de diğer müşteki … ve arkadaşları olan tanık …. ile beraber 13.08.2007 tarihinde …’ye geldikleri, sanık …’nin müştekileri ve tanığı otogarda karşılayarak açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen ve teyzesinin oğlu olduğunu belirtiği … isimli biriyle tanıştırdığı, akabinde sanıkla … isimli şahsın müşteki ….’i bir eve götürerek tahminen bir avuç altın gösterip, bunlardan 19 kg daha olduğunu beyan ederek satabileceklerini söyledikleri, müştekilerin de suça konu altınları satın alabileceklerini, ancak şu anda üzerlerinde yeterli para bulunmadığını,…’ya giderek para getireceklerini belirtip….İlinden ayrıldıkları,bilahare 16.08.2007 tarihinde müştekiler ile tanık…’ın tekrar ….’ye gelerek sanık … ve yanında bulunan…. isimli şahısla buluştukları, daha sonra müşteki …ile tanık…’ın namaz kılmak için olay yerinden ayrıldıkları, sanık ile…. adlı kişininde müşteki Metin’den satacakları altının bedeli olan 28.000 TL’yi alarak “sen burada bekle, biz şu evden altınları alıp geleceğiz“ diyerek müştekinin yanından ayrılıp bir eve girdikleri, müştekilerin bir müddet beklemelerine rağmen sanık ile yanında bulunan kişinin geri gelmemesi üzerine dolandırıldıklarını anladıklarının iddia edildiği olayda, sanık savunması, müşteki ile tanık ifadesi ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün”, ”83 gün” ve “1660 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün“, “4 gün” ve “80 TL“ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.07.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.