YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/210
KARAR NO : 2013/13610
KARAR TARİHİ : 19.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Şikayetçinin işyerini sabit bir telefon numarasından arayan ve kendisini işyeri komşusu … …’ın elemanı … diye tanıtan sanığın “… çalışan işçilerin cep telefonlarına yüklenmek üzere kontör satın alınacağını, şifrelerinin verdiği cep telefonu numarasına mesajla gönderilmesini, parasını bir saat sonra gelip ödeyeceğini…” söyleyerek aldatıp haksız yarar sağlaması eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın suçun faili olmadığına, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.