YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21089
KARAR NO : 2014/13495
KARAR TARİHİ : 07.07.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık(değişen suç vasfı nedeniyle dolandırıcılık)
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın 15.12.2005 tarihinde saat 14:30 sıralarında… Alışveriş Merkezine ait otoparka gelerek görevli …’a şikayetçi …’e ait …. plakalı otomobilin ablasına ait olduğunu ve aracı otoparktan çıkarmak istediğini söylediği, …’ın aracın ruhsatının yanında olup olmadığını sorduğu, sanığın otopark görevlisine aracın ruhsatının yanında olmadığını, kız arkadaşı ile acil olarak bir yere gitmesi gerektiğini söyleyip otopark dışında bekleyen birkaç gün önce tanıştığı kız arkadaşı tanık …’i gösterdiği, bunun üzerine bu duruma inanan…’in sanığın kimlik bilgilerini bir kağıda yazdıktan sonra aracı sanığa verdiği, sanığın aracı sık sık stop ettirmesi, hızlı bir şekilde ve zaman zaman ters yöne girerek otomobili kullanması sonucu tanık …’in araçtan indiği, hemen otoparka giderek görevli …’a otomobilin şüpheliye ait olup olmadığını sorduğu, bunun sonucunda …’ın şüpheli tarafından otomobilin çalındığını anlayıp otoparkın müdürüne ve polise haber verdikleri, sanığın araçla kaza yaptığı, aracın …. Otoparkına çekildiği, daha sonra aracın sahibine teslim edildiği,
Sanığın 15.12.2005 tarihinde saat 21:30 sıralarında … Otoparka gidip …. plakalı aracın kontak anahtarını istediği, tanık …’in sanıktan aracı park ettiğine dair otopark fişini istediği, bunun üzerine sanığın aracın dayısına ait olduğunu ve fişin onda bulunduğunu bildirdiği, şüphelinin ısrarı ve iknası üzerine doğru söylediğine inanan tanık …’in şikayetçi …’a ait …. plakalı aracın kontak anahtarını sanığa verdiği, kısa bir müddet sonra şikayetçi …’ın aracını almak için otoparka gelince durumun anlaşıldığı ve polise bildirildiği, sanığın saat 22:30 sıralarında araç ile maddi hasarlı trafik kazası yaptığı, bu kaza sonrası sanık hakkında maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle işlem yapılarak aracın şikayetçiye teslim edildiği olaylarda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
2-TCK’nın 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “ velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan; adli para cezasına ilişkin sırasıyla “60 gün”, “50 gün” ve ” 1000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve ” 80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi ve 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.