YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21187
KARAR NO : 2014/6302
KARAR TARİHİ : 03.04.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK ‘nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’nın 2022 sayılı Kanuna göre 01.02.2002 tarihinden itibaren sakatlık maaşı aldığı, diğer sanık …’ın ise aynı yasa uyarınca sakatlık maaşı alabilmek için öncelikle sakatlık oranının tespiti için Sinop Atatürk Devlet Hastanesine müracaat etmek istediği, ancak kendisine böyle bir raporun verilmeyeceğini düşünerek sanık …’dan kendisi adına düzenlenecek Sağlık Kurulu raporuna esas teşkil edecek olan ve kendi kimlik bilgilerinin yazılı olduğu muayene formuna kendi fotoğrafını yapıştırmasını ve bu şekilde muayeneyi yapacak olan tüm polikliniklerde muayene olarak kendisi adına sağlık kurulu raporu almasını istediği, sanık …’in de bunu kabul ederek olay tarihinde sanık … adına düzenlenen sağlık kurulu muayene formuna kendi fotoğrafını yapıştırıp genel cerrahi,dahiliye, kulak burun boğaz, nöroloji, fizik tedavi ve ortopedi polikliniklerinde muayene olduktan sonra psikiyatri polikliniğine müracat ettiği, görevli uzman tanık Binhan Yaşar’ın kendisine ismini sorduğunda bir anda söyleyememesi ve tereddüt etmesi ve yine tedirgin davranışlarda bulunması üzerine nüfus cüzdanını istediği, incelediğinde nüfus cüzdanındaki fotoğrafla muayene formundaki fotoğrafın birbirine benzemediğini tespit etmesi ile ortaya çıkan somut olayda; suça konu sağlık kurulu muayene formunun, sağlık kurulu raporunun hazırlanmasına esas alınan belge olup, tüm poliklinikler tarafından imzalanmaması nedeniyle henüz tamamlanmamış, eksik bir belge olduğu, anılan belgenin muayene olan şahsın kimlik bilgileri kontrol edilip, fotoğrafın üzeri mühürlendikten sonra sağlık kurulu raporunun yazılacağı birime ibrazının gerektiği ve suça konu sanık …’in kimlik bilgilerinin bulunduğu belgede sanık …’in fotoğrafının yapıştırılmış olup üzerinde mühür de bulunmadığının anlaşılması üzerine, sağlık kurulu raporu yazımına esas alınamayacağı ve iğfal kabiliyetinin bulunmadığı, iğfal kabiliyetini haiz resmi bir belge ile sakatlık aylığı alınması için ilgili kuruma henüz başvuruda bulunulmaması nedeniyle de dolandırıcılık suçu yönünden eylemin hazırlık hareketi aşamasında kaldığı gerekçeleriyle sanıkların resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından beraatlerine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
TCK’nın 206. maddesindeki resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunda, kişinin açıklamaları üzerine yetkili kamu görevlisinin resmi bir belge düzenlemesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olmasının gerekeceği, beyanı alan memurun, beyanın doğruluğunu tahkik edip, buna kanaat getirdikten sonra resmi belgeyi düzenlemesi durumunda anılan suçun oluşmayacağı, dava konusu olayda; sanığın kimlik bilgileri ile sağlık kurulu muayene formundaki bilgilerin hastane görevlileri tarafından doldurulup ya da kontrol edilip, fotoğrafın üzerinin yine görevlilerce mühürlenmesi gerekeceğinden, sanıkların salt gerçeğe aykırı beyanlarının, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturmayacağının anlaşılması karşısında, eylemin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturup oluşturmayacağının tartışılmaması hususunu bozma nedeni yapan teblğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 03.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.