YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21270
KARAR NO : 2014/6349
KARAR TARİHİ : 03.04.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatmak suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın, 158. maddenin İkinci fıkrasında yer alan bu düzenlemeyle failin, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu, onlar nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin etmesi nitelikli dolandırıcılık kabul edilmektedir. Suçun maddî unsuru, kamu görevlileri yanında hatıra sayıldığının, onlarla ilişkisi bulunduğunu iddia ederek, yapılacak aracılık karşılığında kamu görevlisine verilmek üzere, para veya başkaca menfaat almak, kabul etmektir. Kamu görevlisi, TCK madde 6’da tanımlanmış ve açıklanmıştır. Bu suçun meydana gelmesi için,suç konusunun resmî nitelikte bir iş olması ve failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahsederek dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmesi gerekir. Faildeki ahlaki kötülüğün, yalnız başkalarını dolandırmakla kalmayıp, aynı zamanda kamu görevlilerini şüphe altına sokmasındaki vahameti,suçu nitelikli hâle getirmiştir. Bu iddia yapıldığında,o kamu görevlisinin gerçekten var olup olmadığı, ya da o işi yapmaya yetkili bulunup bulunmadığının bir önemi yoktur. Ancak nüfuzdan faydalanacağı söylenen kişinin kamu görevlisi olması gerekir. Kamu görevlisi sayılmayan bir kişiyle ilişkisinden dolayı bir yarar sağlanması halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır. Kamu görevlisinin taraflarca tanınan ve bilinen bir görevli olması aranmaz. Asıl olan tarafların anladıkları ve anlattıkları memurun makam olarak belirlenebilen bir görevli olmasıdır. Failin mağdurdan sağladığı çıkarı….Başsavcısına, …kaymakamına, vereceğim şeklindeki beyanında Başsavcının, Kaymakamın kişi,makam ve görev olarak yeterince belirliliği bulunmaktadır. Failin, belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan, milletvekillerinden, hakimlerden, tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve TCK’nın 158/2. maddesi uygulanamayacaktır. Keza,failin, belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin kendisini Kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.)olarak tanıtıp müştekinin tayinini yaptırabileceğini söylemesi halinde eylemi,basit dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır. Kamu görevlisine gerçekten ve onun bilgisi içinde çıkar sağlanmış ise eylem rüşvet suçunu oluşturacaktır.
Sanığın, … İlçesi… Mahallisinde bulunan taşınmazının üzerine imar izni almadan kaçak bir inşaat yaptırması üzerine Üsküdar Belediye Başkanlığı görevlilerince söz konusu yapı ile ilgili olarak tutanak tanzim edilip işlem yapıldığı, bunun üzerine sanığın Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yapan tanık …’nın yanına giderek daha önceden Ümraniye Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü bünyesinde kadrolu işçi olarak çalışırken işe devamsızlığı ve disiplinsizliği nedeniyle 21.04.2008 tarihinde iş akdi feshedilerek belediyeden çıkarıldığı halde kendini avukat olarak tanıtıp Ümraniye Belediye Başkanlığında danışman olarak çalıştığını söyleyerek bu ibarelerin bulunduğu kartviziti verdiği, akabinde taşınmazı üzerinde yaptığı kaçak inşaat nedeniyle tutulan tutanağın kaldırılmasını, inşaatın devamına göz yumulmasını isteyerek atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın imar kanununa aykırı olarak yapmış olduğu yerin ne şekilde uygun hale getirilebileceğini sorup araştırmak maksadıyla belediye görevlilerine müracaat ettiği, ve bu müracaatı sırasında sadece görüş alış verişinde bulunduğu, görüşmeyi kendi veya başkasının menfaatine yarar sağlamak maksadıyla yapmadığı, zaten söz konusu yerin yapı tatil tutanağı gereğince imar kanununa aykırılığın bilahare giderildiği, bundan dolayı herhangi bir çıkar ve yarar sağlamadığı, suçun unsurlarından olan hileli davranışlar ile bir kimseyi aldatmaya matuf herhangi bir beyan ve davranış sergilemediği, bu nedenle suçun unsurları yönünden gerçekleşmediği gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 03.04.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.