Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21276 E. 2014/13380 K. 07.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21276
KARAR NO : 2014/13380
KARAR TARİHİ : 07.07.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; ….Ayakkabı adlı işyerine gelen ve kendini iş adamı-mühendis … olarak tanıtan, sürekli yaptığı telefon görüşmeleriyle de bu izlenimi şikayetçi …’ın nezdinde pekiştiren sanığın, ona tanıdık bir kaç esnafında adını verip oluşturduğu güven ortamında ondan spor ayakkabı istemesi ve ayağına giymesi o sırada telefon ihtiyacı olduğunuda dile getirip katılanın, karşı esnaf komşusu …. İletişim adlı dükkana kendisini yönlendirmesini sağlaması aynı tarz hal ve hareketleri ile katılan …’ı da iş adamı olduğuna inandırdıktan sonra beğendiği bir telefonu “… şu an üzerimde para yok, siz telefonu ayakkabıcı …’a bırakın, muhasebecimle paranızı gönderip telefonu oradan aldırırım…” diyerek bilahere böylece bıraktırdığı telefonun ve giydiği ayakkabının parasını ödemeden sözkonusu malları …’ın da başka müşteriyle ilgilenmesinden de yararlanıp alıp götürmesi eylemlerinin iki ayrı “dolandırıcılık” suçunu oluştrduğunu takdir eden mahkemenin
kabul ve uygulamasında aşağıdaki bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Temel hapis cezaları alt sınırdan takdir ve tayin olduğunu halde, aynı gerekçelere dayanılarak adli para cezalarının belirlenmesine esas alınan temel tam gün birim sayılarının asgari hadlerden uzaklaşılarak tespiti suretiyle hükümlerde çelikiye neden olunması,
2-TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca; 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilme tarihine kadar, altsoyu dışında kalanlarla ilgili hak ve yetkilerden ise cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken ayrım yapılmaksızın uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının 1. paragrafındaki “120” 3. paragrafındaki “120” ve “2.400”; dördüncü parargrafındaki “2.400” rakamlarının çıkartılarak yerlerine “5”;”5″ ve “100”;”100″ rakamları yazılmak ve TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin 8. paragrafının “TCK’nın 53/3 maddesi uyarınca; aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilme tarihinde, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” şeklinde yeniden yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.