Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21289 E. 2014/13383 K. 07.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21289
KARAR NO : 2014/13383
KARAR TARİHİ : 07.07.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; dersane yetkilisi olduğu belirtilen katılan … ile telefonla irtibat kuran ve kendisini doktor…. olarak tanıtan, dersaneye kaydını yaptırmak istediği bir çocuğunun bulunduğunu söyleyen ve acilen yurt dışına çıkmak zorunda olduğunu bildiren sanığın, kayıt hususunda sözlü mutabakata varıldığında şikayetçi …’a “… 500 Avro vereceğim siz para üstünü gönderin…” demesinin ardından, dersane çalışanları…ve…’in bildirilen adrese para üstü ile yönlendirildiklerinde takipte olan sanığın onlara da kendini “çocuğu dersaneye kayıt edilecek doktor” diyerek ortadan kaybolması eyleminin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıdaki bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
CK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası gereğince, 1 (c) bendi bakımından getirilen kısıtlamanın, sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından şartla salıverilme tarihine kadar geçerli olduğu gözetilmeden bendin tamamını kapsar biçimde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasında yer alan 6. paragrafın çıkartılarak yerine “TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca; 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, “paragrafı yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.07.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.