YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21375
KARAR NO : 2013/4932
KARAR TARİHİ : 18.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : …
SUÇ : Mala Zarar Verme, Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; suça sürüklenen çocuk …’ın, Karacasu Çok Programlı Lisesi’nin ana giriş kapısını zorlayarak açtığı, okul içerisindeki bulunan ve idarenin ve öğretmenlerin kullanımında olan odaların kapılarını levye ile kırarak 11 adet bilgisayarı götürdüğü anlaşıldığından, eyleminin kamu malına zarar verme ve nitelikli hırsızlık suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5275 sayılı CGİK’in 106/4. maddesi uyarınca çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 52/4 maddesi uyarınca ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı kanunun 322’nci maddesi uyarınca, kamu malına zarar verme suçuna ilişkin hüküm fıkrasından “…ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği” ibaresinin çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Katılanın 01.05.2009 günü saat 17:00-17:30 sıralarında okulun kapılarını kapatarak okuldan ayrıldıklarını, ertesi gün okula kontrol için giden tanık Alaattin Küçük’ün sabah saat 08:50 sıralarında durumu fark edip, kendisine bildirmesi üzerine olaydan haberdar olduklarını belirtmesi karşısında; eylemin gece vakti gerçekleştirildiğine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde gösterilip tartışılmadan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK.’nın 143. maddesinin uygulanması,
b)5275 sayılı CGİK’in 106/4. maddesi uyarınca çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 52/4 maddesi uyarınca ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.