YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21569
KARAR NO : 2014/13869
KARAR TARİHİ : 09.07.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ile müştekinin ….’da kahvede tanıştıkları, sanığın müştekiye ”çok önemli bir şey göstereceğim” diyerek ….’ın …. ilçesine çağırdığı, müştekinin 14.03.2008 tarihinde uçakla sanığın yanına geldiği, ….’ye gelen müştekiyi, sanığın kendi evine götürdüğü burada 2-3 tane tarihi eser görünümlü para gösterdiği bu paralardan çok daha fazla olduğunu birlikte bunları ….’daki zengin kişilere satabileceklerini beyan ettiği, aynı şekilde ….’nin bir köyünde bir evde çok sayıda para ve tarihi eser olduğu bunları da satabileceklerini beyan ederek müştekiden bu ilişki doğrultusunda müştekinin İstanbul’daki inşaat işleri için işçi bulma adı altında para istediği; müştekinin 17/03/2008 tarihinde sanığın Ziraat Bankası hesabına 3650 TL para yatırdığı 18/03/2008 tarihinde ise aynı hesaba 1800 TL para yatırdığı, ancak sanığın müştekiye işçi bulmadığı; sanığın bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlemiş olduğunun iddia edildiği olayda, müşteki,sanık ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “300 gün ”, ”375gün”, ”312 gün” ve ”6240 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün”, ” 6 gün”, ”5gün” ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.