Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21642 E. 2014/6077 K. 01.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21642
KARAR NO : 2014/6077
KARAR TARİHİ : 01.04.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklardan …’in, kendi adına kayıtlı olan “… Mutfak” isimli iş yerini eşi olan diğer sanık … ile birlikte işlettiği, sanıkların katılan …Tic. A.Ş’den muhtelif zamanlarda fatura karşılığında kereste aldıkları ve karşılığında senetler verdikleri, verilen senetlerin altına, eşi … adına senet düzenleme yetkisi bulunan sanık …’in imza attığı ve … Mutfak kaşesini bastığı, senetlerin ödenmemesi üzerine katılan şirket tarafından yapılan icra takibi üzerine, sanık …’in imzaya itiraz ederek icra takibini durdurmak suretiyle katılanın alacağını tahsil etmesine engel olduğu, sanıkların bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; sanıkların savunmalarında, suça konu senetlerden kaynaklanan borçlarını kabul ettikleri, ödeme güçlüğü çekmeleri nedeniyle zaman kazanmak için icra takibine itiraz ettiklerini beyan ettikleri, katılan şirket yetkilisinin ifadesinde, sanıklar ile ticari ilişkilerinin bulunduğunu, bu kapsamda sanıklar tarafından istenilen malları iş yerlerine gönderdiklerini, daha sonra belli bir dönemde hesap kesiminin yapıldığını ve bu hesap kesimi sonunda alacaklarının kendilerine çek veya senet karşılığı ödendiğini belirttiği, dolayısıyla suça konu senetlerin katılan şirkete önceden doğan borç nedeni ile sonradan verildiği anlaşılmakla; Yargıtay C.G.K’nın 03.03.1998 tarih ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı ve sanıklar ile katılan şirket arasındaki ilişkinin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçesiyle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 01/04/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.