YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21646
KARAR NO : 2013/17593
KARAR TARİHİ : 14.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun Madde 14 de, tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri, aynı yasanın madde 124 de
”(1) Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55- Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Somut olayda;
… Şise San. ve Tic. A.Ş’nin yetkili temsilcisi olduğu bildirilen sanığın, şikayetçi İşbank/Kayseri şubesi ile 07/06/2002 tarihinde rotatif kredi tahsis edilerek firması namına kurduğu kredi ilişkisi içinde hayali borçlu isim adres ve imzaları nedeniyle sahte oldukları ileri sürülen suça konu bonoları anılan bankanın 03/03/2008 tarihli cevabi yazısına göre kullanılan kredilerin teminatı olarak 20/12/2005 tarihinde depo hesaplarına girişi yapılacak şekilde vermesi böylece haksız yarar sağlamaya çalışması eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
I)Katılan … Yönetim A.Ş (temlik alacaklısı) adına vekilinin “nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” suçundan sanık hakkında verilen “beraat” hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suça konu bonoların “tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak” amacıyla değil önceden açılmış ve işlemekte olan cari kredilerden oluşan borçların tahsili veya teminatı için verildiğini, ihtilafın hukuki nitelik taşıdığını, yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığını takdir eden mahkeminin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkeminin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; … A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
II) “Resmi belgede sahtecilik” suçundan sanık hakkında verilen “mahkumiyet” hükmüne yönelen sanık müdafiilerinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince,
Gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi amacına yönelik olarak; sanığın aşamalarda değişmeyen savunma anlatımlarında ve 07/01/2007 tarihli polisteki ifadesinde genel olarak, suça konu bonoların yetkilisi olduğu … Gıda… Ltd. ile Karafakı Gıda… Ltd. yetkilisi … arasında 1997 yılında gelişen ticari faaliyet sonrasında alacaklarını tahsil edememeleri üzerine …’ya uzun bir süre sonra bulduğunda eski alacaklarını tahsil için, onun beyanına göre; piyasada alacaklı olduğunu söylediği müşterilerini tek tek dolaşıp onlardan bono olarak kendisine getirip vereceğine inanarak bilahare … tarafından getirilen bu bonoları aralarında “Sözleşme” başlıklı bir belge de düzenleyerek aldığını ve her birini bu güven içinde müşteri bonosu olarak ciro edip bankaya sunduğunu savunması, 11/09/2009 havale tarihli bilirkişi raporuna göre de; suça konu bonoların önyüzlerindeki yazı-imzaların sanığa ait oluduğuna dair bir ilginin kurulamaması karşısında; … ile bu hususta bilgisi olduğu ileri sürülen sanığın kardeşi …’in tanık sıfatıyla usulünce beyanlarının alınması., gerektiğinde tanık …’in karşılaştırmaya esas teşkil edebilecek yazı, rakam, imza örneklerinin temin edilerek suça konu bonolardaki yazı, rakam ve imzalar konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması, suça konu bonolardan hangisinin, ne şekilde “sahte olduğunun” denetime olanak verecek tarzda ortaya konulması ve toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.