Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21729 E. 2013/18869 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21729
KARAR NO : 2013/18869
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
PTT Bursa Başmüdürlüğü’nde çalışan sanıkların bakmakla yükümlü oldukları eşleri, çocukları, anne ve babalarını kuruma bildirdikleri ve bu şekilde kurumun sağlık yardımından faydalandırdıkları, ancak daha sonra sanıklar yakınlarının başka kurumlarda işe girmeleri veya yeşil kart almaları nedeniyle kendi başlarına sağlık yardımı kullanabilecek hale geldikleri, ancak bu durumun sanıklar tarafından zamanında kuruma bildirilmediği, yine de bu sırada söz konusu yakınlarının bazı tedavilerinin yine sanıkların sosyal güvencelerinden karşılanmaya devam ettiği, sanıkların böylece üzerlerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık yakınlarının zaten kendilerinin sosyal güvencelerinden faydalanabilecek durumda oldukları, bu sebeple faydalanamayacakları bir hizmetten faydalanmalarının söz konusu olmadığı, dolayısıyla sosyal güvencesi olan kişilerin PTT’nin bu sağlık yardımından faydalanmaya ihtiyaçlarının olmadığı, kendi kurumlarına bağlantılı olarak da sağlık yardımından faydalanabilecekleri de dikkate alındığında sanıkların suç işleme kasıtlarının olmadığı gerekçesiyle sanıklar hakkında mahkeme tarafından verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.