Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21732 E. 2013/7952 K. 30.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21732
KARAR NO : 2013/7952
KARAR TARİHİ : 30.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların fikir ve işbirliği içerisinde hareket ederek, sanıklardan ….’ın asker arkadaşı olan katılan … ile irtibata geçerek gömü altın bulduklarını, altınların satışı için kendilerine yardımcı olmasını istemeleri, katılanlar…ile …. buluşma yeri olan …… ilçesine geldiklerinde, sanıklarla birlikte hareket eden kimlik bilgileri belirlenemeyen ….. ve ….. isimli iki şahsın katılanlara bir kese içerisinde bulunan gömü altınları göstererek kendilerinde yüklü miktarda altın bulunduğuna dair katılanları inandırmaları, şahısların verdikleri numune altını inceleyen katılanların altınların gerçek olduğuna kanaat getirerek satın almak üzere 20 bin TL para ile birlikte olay günü yeniden Bozdoğan İlçesine gelmeleri, gece saatlerinde buluştuklarında katılan …’ın İbrahim isimli şahıs ile altını almaya gitmesi, bir sokakta İbrahim isimli şahsın katılana beklemesini, altını getireceğini söyleyerek parayı katılandan alıp ayrılması, bir süre sonra bu kez … isimli şahsın içerisinde altınların bulunduğunu söylediği kilitli bir çanta getirerek katılana bırakıp gitmesi, katılanın çantayı kontrol ettiğinde içerisinin taş ile dolu olduğunu anlaması şeklinde gelişen olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş olup; sanıkların atılı suçu dört ayrı mağdura karşı tek eylemle gerçekleştirmiş olmalarına göre haklarında 5237 sayılı TCK.nun 43/2 maddesinin uygulanmaması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış; üst C.Savcısı 15.02.2012 tarihli dilekçesi ile sanıklar lehine temyizden vazgeçtiğinden temyiz incelemesi sanıklar ve müdafilerinin istemleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
1) Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanık 06.09.2012 ve 28.09.2012 havale tarihli iki ayrı dilekçesiyle temyiz isteminden vazgeçtiğinden, sanık … yönünden dosyanın incelenmeksizin mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2) Sanıklar … ve … hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
3) Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 1.bendindeki 240 gün karşılığı adli para cezası yerine 5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, ikinci bendindeki 200 gün karşılığı adli para cezası yerine 4 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, üçüncü bentteki 4.000,00 TL adli para cezası yerine 80.00-TL. adli para cezasıyla cezalandırılmasına, ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.