Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21796 E. 2013/10199 K. 03.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21796
KARAR NO : 2013/10199
KARAR TARİHİ : 03.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Malına Zarar Verme, Kamuya Ait Eşya Hakkında Hırsızlık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
İskenderun Tedaş Müdürlüğü ve Türk Telekom Müdürlüğü’ne ait kabloların 13/04/2007 tarihinden 11/05/2007 tarihine kadar değişik zamanlarda olmak üzere toplam yedi kere kesilmek suretiyle çalındığı, jandarmaya yapılan ihbarda, iki kişinin bir yerde kabloları yakmak suretiyle erittikleri ve ormanlık alan içerisinde yol üzerinde gizlendiklerinin belirtildiği, olay yerine giden jandarmanın, sanıkları, kabloların yakıldığı yere yaklaşık iki yüz metre ilerde ormanlık alan içerisinde yakaladıkları, sanık ve suça sürüklenen çocuğun suçları kabul etmedikleri, olay yerinde bulunan tellerle alakalarının olmadığını beyan ettikleri, böylece sanık ve suça sürüklenen çocuğun yedi kez ayrı ayrı hırsızlık ve kamu malına zarar verme suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/03/2009 tarih ve 2008/6-256 Esas ve 2009/79 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği dikkate alınmalıdır.
Somut olayda, sanık ve suça sürüklenen çocuğun suçlamaları kabul etmemesi, yanan kabloların nerden çalındığının tespit edilememesi, katılanların soyut iddiasından başka suçların sanıklar tarafından gerçekleştirildiğine dair mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı; katılan kurumlara ait telefon kablolarının çalınmak istenmesi sırasında zorunlu olarak kesilmesi ve koparılması suretiyle çalınmak istenen malın aynına da zarar verildiği anlaşılan olayda; hırsızlık suçu dışında ayrıca kamu malına zarar verme suçunun unsurlarının oluşmayacağı dikkate alınarak mahkemenin verdiği beraat kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında 29/06/2007 havale tarihli iddianame ile kamuya ait eşyaları çalma ve bu eşyalara zarar verme fiilleri esas alınarak kamu davası açıldığı, hırsızlık ve kamu malına zarar verme suçları ile suç eşyasını kabul etmek veya bulundurmak suçunun bağımsız suçlar olup, birinin diğerine dönüşmesinin mümkün olmadığı, hükmün konusunun, iddianameye konu edilen fiillerle sınırlı olduğu dikkate alınarak, mahkemenin iddianame kapsamı dışına çıkmak suretiyle dava açılmayan veya ek iddianame düzenlenmeyen suç eşyasını kabul etmek veya bulundurmak eylemi nedeniyle hüküm kurmasının 5271 Sayılı CMK’nın 225.maddesine aykırı olacağı dikkate alınarak ve zamanaşamı süresi içeresinde bu suçtan kamu davası açılmasının mümkün olacağı da gözetilerek tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 03/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.