Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/22084 E. 2014/13522 K. 07.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22084
KARAR NO : 2014/13522
KARAR TARİHİ : 07.07.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır.5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Önceden otobüs şirketinde çalışan sanığın, bilahare işten ayrılarak ….’a iş bulma gayesiyle geldiği, bir müddet bekâr arkadaşlarının yanında kaldıktan sonra işsiz ve parasız olduğu ….adlı şahsın kendisinden fotoğraf istediği, fotoğrafı vermesinden iki gün sonra ….’ın kendisine İş Bankasına ait 2 adet kredi kartı ile bir adet …. adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesinin verdiği ve kendisinin bankalarla sorunu olduğunu bu yüzden bankadan para çekemediğini ve alışveriş de yapamadığını bildirdiği, sanığın durumu anlamasına rağmen işsiz ve parasız olması nedeni ile bu işi kabul ettiği, ve …. da alışveriş yerlerini dolaşıp sahte kredi kartları ile alışveriş yapmaya karar verdiği ve olay tarihinde şikayetçiye ait işyerine giderek bir cep telefonunu aldığı ve parasını kredi kartı ile ödemek isteyince şikayetçinin hüviyet istediği, sahte olarak düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı yapışık ….adına düzenlenmiş sürücü belgesini ibraz ettiği şikayetçi tarafından silip çekilmesi esnasında bankanın arayarak hesap numarasının yabancı şahsa ait olduğunu ve kredi kartının sahte olduğunu bildirmesi üzerine sanığın olay yerinden kaçtığı, ancak şikayetçi ve komşularının yardımı ile yakalandığı olayda;
1- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın sahte üretilen iki adet kredi kartını temin edip, bunlardan birini kullanılarak menfaat teminine teşebbüs etmesi olayında; sahte kredi kartı düzenlenmesi, satın alınması, kabul edilmesi TCK’nın 245/2. maddesinde bu kartların bilahare kullanılması ise anılan maddesinin 3. fıkrasında düzenlenmiş olup ayrı fiillerin bağımsız suçları oluşturduğu, geçitli suç olmayıp birinin diğerinin içinde erimesinin mümkün bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında TCK’nın 245/2, 43/1; 245/3, 35 maddeleri gereğince cezalandırılması yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı bakımından CMK 326/son hükmü uyarınca kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 07/07/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.