Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/22262 E. 2014/13211 K. 03.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22262
KARAR NO : 2014/13211
KARAR TARİHİ : 03.07.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş,193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı yasanın 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Sanığın ….isimli bir işletme kurduğu, bu işletmenin Ticaret Sicil Memurluğunda kaydının bulunmadığı, … isimli şirket temsilcisi ….ile sanığın dağıtım sözleşmesi adı altında bir sözleşme düzenleyerek sanıkların… ibaresi bulunan kargo paketlerinin …’ndan temin ettikleri, kargo şirketlerinin gerçekte görevlerinin iş sahiplerinin verdiği eşyayı, onlar adına belli bir ücret karşılığı istenilen yerlere ulaştırmak olduğu halde, sanığın… isimli kargo poşetlerini alarak içlerine tanıtım CD’si koymak suretiyle şikayetçilere teslim ettikleri ve karşılığınında 6 TL ücret aldıkları, sanıkların küçük miktarda olan kargo ücretlerini işyeri sahiplerinin önemsemeyeceğini ve şikayet etmeyeceğini düşünerek bu yola girdikleri, bu şekilde şikayetçi iş yeri sahiplerini kendilerine gerçekten bir kargo geliyormuş gibi aldatmak suretiyle kargo bedeli adı altında para aldıkları somut olayda, basit dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, sanığın, farklı zamanlarda farklı mağdurlara karşı menfaat temin ettiği anlaşıldığından, mağdur sayısınca suç oluştuğu gözetilmeden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.