Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/22294 E. 2014/13334 K. 03.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22294
KARAR NO : 2014/13334
KARAR TARİHİ : 03.07.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
… Otomotiv Şirketinin ortağı ve yetkilisi olan sanığın, şirket adına kayıtlı…. plaka sayılı aracı 12.03.2010 tarihli noter satış sözleşmesiyle 23.700 TL’ye katılan …’e sattığı ve teslim ettiği, katılanın Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’ne gittiğinde araç üzerinde haciz kaydı olduğu için aracı üzerine devralamadığı, katılanın, araç üzerindeki haczi kaldırması için sanığa ihtarname gönderdiği, sanığın ise katılanın araç bedelini ödemediğini iddia ederek parayı ödemesi durumunda haczi kaldırabileceğini belirttiği, sanığın bu şekilde katılana hacizli araç sattıktan sonra bedelini de aldığı halde almadığını söyleyerek dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan somut olayda; sanığın aşamalarda değişmeyen istikrarlı savunmalarında, hacizden haberdar olmadığını, satış esnasında noterde herhangi bir sorun yaşanmadığını, aracı katılana teslim ettiğini, hacizden sonradan haberi olduğunu beyan etmesi; icra takip dosyasına göre de araç üzerine satıştan bir gün önce 11.03.2010 tarihinde haciz konulması ve sanığa haciz ihbarnamesi yapıldığına dair belge bulunmaması, katılanın beyanlarına göre de sanığın satmış olduğu aracı fiilen katılana teslim etmiş olması karşısında sanığın suç işleme kastıyla hareket etmediği ve olayın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu anlaşıldığından verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.