YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22322
KARAR NO : 2014/13261
KARAR TARİHİ : 03.07.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Şikayetçinin … isimli işyerinin ortağı olduğu ve mesul müdürlüğünü yaptığı, 09/10/2008 tarihinde sanık …’nin açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen …’ ın birlikte şikayetçiye ait… petrole giderek mazot almak, ödemeyi de çekle yapmak istediklerini söyledikleri aldıkları mazota karşılık suça konu 7.500 TL’lik hamiline yazılı sahte çeki sanık … ve…’ın ciro ederek şikayetçiye verdikleri, 7.500.00 TL’lik mazot aldıktan sonra, tekrar çek getireceklerini söyledikleri, şikayetçinin bulunmadığı sırada yine petrole gelen sanık … ve…’ın yine suça konu 8.300 TL’lik hamiline yazılı, sahte çeki şikayetçinin muhasebecisine verdikleri, muhasebeci tarafından çekin fotokopisinin alınarak aslının sanıklara geri verildiği ve şikayetçinin çekleri kontrol ettirdiğinde çek sahibi adına sahte çekler düzenlendiğini öğrendiği, bunun üzerine jandarmaya haber verdiği ve…’ı cep telefonundan aramak süreti ile mazot alabileceklerini ve mazot almaya gelirken fotokopisini verdikleri İş Bankasına ait çekin aslını getirmelerini istediği, …’ın kendisinin gelemeyeceğini ve mazot almaya gelen kişilerle göndereceğini söylediği, olay günü sanık …’nin, 8.300 TL bedelli sahte çeki şikayetçinin muhasebecisine verdiği sırada yakalandığı iddia ve kabul olayda;
Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan sonuç olarak 2 yıl 1’er ay yerine sehven 2 yıl 1’er gün hapis cezasına hükmedilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
Sanığın suça konu ilk sahte çekin şikayetçiye verilmesinde herhangi bir iştirakinin bulunmadığı, ilk çeki … ve…’ın birlikte ciro ederek şikayetçiye verdikleri, sanık …’ın suça konu ikinci çekin verilmesinde iştirakinin bulunduğu, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurlmak suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.