Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/22402 E. 2014/13725 K. 08.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22402
KARAR NO : 2014/13725
KARAR TARİHİ : 08.07.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Torunu olan …’i evlendirmek isteyen katılan …’ın, köyde bulunan ve harman makinesi ile köylerde harman işinde çalışan sanık … ile sohbeti sırasında torununu evlendirmek istediğinden bahsettiği, sanık …’nin de tanıdığı bir kız olduğunu, eşininin trafik kazasında vefat ettiğini, bu kız ile …’i evlendirebileceklerini ancak bunun için 12.500 TL paraya ihtiyaç olduğunu, parayı verdikten sonra işin gerisinin hallolacağını söylediği, bunun üzerine katılanın parayı tamamlamak için torunu …, tanıklar … ve … ile …’ye geldiği, bu arada evlendirileceği söylenen… isimli kızın da kendilerini kızın dayıları… ve …. olarak tanıtan sanıklar … ile … tarafından…’ye getirildiği, katılanın bankadan 5.000 TL çektiği, üzerini de döviz ve para olarak tamamlayarak paraları sanık …’ye verdiği, ayrıca kıza çeşitli ziynet ile giyim eşyalarının alındığı, ardından … isimli kızın kendilerini… ve … olarak tanıtan sanıklar … ile … ve sanık … tarafından katılan ve tanıklara teslim edildiği, hep birlikte katılanın ikamet ettiği köye geldikleri, kendilerini… ve … olarak tanıtan sanıklar … ile …’ın köyden ayrıldıkları, … isimli kızın o gece köyde kaldığı, sabahleyin kızın halası olduğunu söyleyen … isimli bir bayanın köye geldiği ve evlilik işlemlerinin yapılabilmesi için…’nin nüfus cüzdanına gerek olduğunu, bunun için kızın dayısı …’ın nüfus cüzdanını … yol ayrımına getireceğini söylediği, bunun üzerine hep birlikte … yol ayrımına gittikleri, burada… isimli kızın tuvalet ihtiyacını gidermek bahanesi ile karayolunun alt kısmına doğru halası olduğu söylenen kadınla birlikte giderek ortadan kaybolduğunun anlaşıldığı olayda, sanıkların eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
1-Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanıklara fazla ceza tayini,
2-Sanıklar hakkında tayin olunan 100 gün adli para cezasının gün olarak karşılığı belirlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesi uyarınca iştirak halinde işlenen suçlarda sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu oldukları gözetilmeden yazılı şekilde yargılama giderinin sanıklardan “müteselsilen” tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla ” 120 gün”, ”100 gün” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün”,” 4 gün” ve ”5237 sayılı TCK’nın 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20 TL’den olmak üzere 4 gün karşılığı 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına”, yargılama gideri ile ilgili kısımdan “müteselsilen” ibaresinin çıkartılıp yerine “eşit olarak” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.07.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.