Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/22423 E. 2014/7636 K. 21.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22423
KARAR NO : 2014/7636
KARAR TARİHİ : 21.04.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın 2001 yılında katılan firma ile yapmış olduğu sözleşme gereğince SHARP marka yazar kasaların satış sonrası servis görevini üstlendiği, söz konusu sözleşmenin … Noterliği’nin 18.09.2002 tarih ve 27356 sayılı ihtarnamesiyle feshedildiği, buna rağmen sanığın, sözleşme devam ediyormuş gibi usule aykırı bir şekilde yazar kasalara müdahale etmeye devam ettiği, bu hususun Maliye Bakanlığı’na ihbar edilmesi üzerine sanık hakkında cezalar kesildiği, ancak sanığın haksız eylemine devam ettiğinin iddia edildiği olayda; sanığın 1985 yılından 2001 yılına kadar TEMSA şirketinin yetkili servisi olarak çalıştığı, 2001 yılında bu şirketin TEKNOSA şirketine devredilmesi üzerine aralarındaki sözleşmenin yenilendiği, her iki şirketin de sanığa birçok yazar kasa yedek parçası sattıkları, 2002 yılında feshedilen sözleşme sonucunda elinde çok fazla sayıda ürün kalması nedeniyle yazar kasa tamir ve hurdaya çıkarma işlemi yaptığı, bu işlemleri yaparken kendi servisinin ismini kullandığı, kimseyi kandırma yoluna gitmediği gibi, haksız yere de menfaat temin etmediği, sanık ile katılan arasındaki hususların hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece sanık hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 21.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.