YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22446
KARAR NO : 2014/13507
KARAR TARİHİ : 07.07.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin 25.06.2010 havale tarihli, sanık müdafiinin temyiz talebine cevap dilekçesinde leyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin isteğinin temyiz talebi niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan incelmede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, katılan şirketin …. İlçesi …. Şubesinin sorumlu müdürü olduğu, çevreye olan borçlarını ödemekte sıkıntıya düşmesi nedeni ile yaklaşık bir yı lboyunca, gece çalışması yapılmış gibi evrak düzenlediği, gerçeğe aykırı harcamalar bildirip ve özellikle nakit para karşılığı satın alınan ürünleri iade edilmiş gibi gösterip kasadan para çıkışı yapmak suretiyle katılana ait parayı mal edindiği somut olayda;
1-Katılan vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde;
Yokluğunda verilip 15.06.2010 tarihinde tebliğ olunan 27.05.2010 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, katılan vekilinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı,25.06.2010 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık müdafiinin kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığın10.02.2010 tarihli duruşmadaki ikrarı gözetildiğinde hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçu işlemesi nedeni ile TCK’nın 43. maddesi gereğince cezasının arttırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 1200 tam gün olarak tayin edilmesi ile belirlenen gün sayısı, paraya çevrilirken uygulama maddesi olarak TCK’nın 52/2. maddesi gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “1200 gün”, “1000 gün” ve “20.000,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “ TCK’nın 52/2 maddesi gereğince bir gün karşılığı 20,00 TL hesabı ile 80,00 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.