YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2276
KARAR NO : 2013/21041
KARAR TARİHİ : 25.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 318. Maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Galericilik yapan sanık …’in suça konu traktörü …’a haricen sattığı, onun da aynı traktörü …’a sattığı, katılanın da bu traktöre müşteri olduğu, ancak aracın trafik kaydının …’da olmadığını öğrenmesi üzerine sanık …’e müracaat ederek traktörün devrini alıp alamayacağını sorduğu, sanığın traktörün üzerinde rehin olduğunu, 15.10.2008 tarihine kadar süre vermesi halinde rehni kaldırıp devri yapabileceğini söylemesi üzerine tarafların dosyada bir sureti bulunan sözleşmeyi yaptıkları, buna göre sanığın belirtilen sürede traktörün devrini yapamaması halinde bedelini ödemeyi vadettiği, sürenin sonunda sanığın bir aylık daha mühlet istediği, ardından katılana devri yapabileceğini söyleyerek traktörün üstündeki plakayı, ruhsatını ve aralarındaki sözleşmeyi istemesine rağmen devri geciktirip katılanı sürekli oyaladığı, bu esnada traktörün devrini işyerinde ortak olarak çalıştığı diğer sanık … üzerine yaptığı, traktörü satmış gibi borç senedi alıp, vadesinde ödenmeyen bonoları icra takibine koyduğu, böylece traktörü fiilen kullanan katılanın elinden haciz yoluyla aldığı, bir süre sonra da sanık …’nin traktörü tekrar sanık …’in üzerine devrettiği somut olayda; amaç ve fikir birliği içerisinde hareket eden sanıkların icra dairesini aracı kılıp, katılanın parasını ödeyerek fiilen teslim aldığı traktörü, devrini birbirlerinin üzerine yaparak hiç para ödemeksizin katılanın elinden almak suretiyle haksız menfaat temin ettikleri şeklindeki eylemleri nedeni ile nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Kamu kurumu aracı kılınarak dolandırıcılık suçu TCK’nın 158/1- son maddesi kapsamına girmemesine rağmen, hapis cezasının altı sınırının üç yıl ve öngörülecek adli para cezasının da suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olamayacağı gerekçesi ile fazla ceza tayini,
Kabule göre de;
Adli para cezasına ilişkin olarak; tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.maddesi uyarınca, 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden doğrudan elde edilen haksız menfaatin iki katına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş,sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.