YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2322
KARAR NO : 2013/14958
KARAR TARİHİ : 07.10.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Şikayetçi … vekili tarafından yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık …’ın, Mağdur … tarafından hakedilen ve mağdurun hesabına yatırılan maaşı çekmiş olması nedeniyle, kamu kurumu aleyhine gerçekleştirilmiş bir eylemden söz edilemeyeceğinin anlaşılması karşısında; kurumun yasal olarak suçtan zarar görmediği ve mahkemece kanuna aykırı olarak verilen katılan sıfatının temyiz hakkını kazandırmayacağı hususları gözetilerek, şikâyetçi vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi REDDİNE,
2- O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yaşın küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, ayyaşlık veya bunlara benzer durumlarda bulunma dolayısıyla, fiil ve hareketlerin saikini ve sonuçlarını doğru olarak algılayamayan kişilerin dolandırılması, TCK’nın 158/1-c bendiyle ağırlaştırıcı neden kabul edilmiştir.
Algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle kişilerin aldatılması daha kolaydır. Algılama; duyu organları aracılığıyla, olay, nesne ve ilişkileri birbirinden ayırt etme demektir. Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk, uyuşturucu etkisinde bulunma ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olan kişilerin aldatılması suçun konusudur.
Mağdurda zayıf da olsa bir irade, zayıflamış bilinç var olmalıdır. Akla uygun davranma demek, belli bir olay karşısında normal insanlardan çoğunun izleyeceği davranışa uygun hareket etmek demektir. Hâkim, somut olayın mahiyetini, kişinin içerisinde yaşadığı sosyal çevreyi, gelişme derecesini, muhakeme ve fikrî becerisini göz önünde tutarak değerlendirme yapacaktır
Algılama yeteneğinin çok zayıf olması veya hiç olmaması halinde, aldatılması gereken bir irade söz konusu olmayacağından dolandırıcılık suçundan bahsedilemeyeceğinden hırsızlık suçu söz konusu olacaktır. Ceza sorumluluğu olmayan 12 yaşını bitirmemiş çocukların ve tam akıl hastalarının yaptıkları hareketlerin anlam ve sonuçlarını bilemeyeceklerinden aldatılmalarından ve dolandırılmalarından bahsedilemez. 12 yaşını tamamlayıp 15 yaşını tamamlamayan çocukların algılama yeteneklerinin bulunup bulunmadığı araştırılarak, bulunmaması halinde eylem, hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Fail, bilerek mağdura uyuşturucu madde vererek veya sarhoş ederek onun algılama yeteneğini azaltmış ise ve oluşturulan bu zayıflık anında mal alınmışa eylem, TCK’nın 148/3 kapsamında mefruz cebir kapsamında değerlendirileceğinden yağma suçunu oluşturacaktır.
Sanık …’ın, diğer sanık …’ın kardeşi olan mağdur …’ye 2022 sayılı Kanuna istinaden bağlanan özürlülük maaşını, mağdurun rızası ve bilgisi olmaksızın … PTT merkezinden 01.06.2008 ve 10.09.2009 tarihleri arasında 3 aylık periyotlarla mağdura ait nüfus cüzdanını kullanarak çektiği, bu şekilde sanıkların fikir ve irade birliği içerisinde dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanık …’ın, mağdura ait nüfus cüzdanının sanık … tarafından kullanılıp, para çekildiğini bildiğine ve onunla birlikte hareket ettiğine dair mahkûmiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı, her iki sanığın mağdurun engelli ve bakıma muhtaç olması nedeniyle ihtiyaçlarını giderdikleri, bu durumun mağdurun beyanı ile anlaşıldığı, mağdurun fotoğrafının bulunduğu … Nüfus Müdürlüğü’nden verilen nüfus cüzdanındaki fotoğrafı ile sanığın fotoğrafı karşılaştırıldığında bariz bir şekilde farklı kişiler olduklarının anlaşılması nedeniyle, parayı sanığa veren ve kimlik incelemesi yapma zorunlulukları bulunan görevlilerin gösterecekleri ufak bir dikkat halinde dahi parayı çekmek isteyenin mağdur olmadığını rahatlıkla anlayabilecek durumda oldukları, bu nedenle dolandırıcılık suçunun hile unsurunun gerçekleşmediği anlaşıldığından, mahkemece sanıklar hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.