Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/358 E. 2013/13505 K. 18.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/358
KARAR NO : 2013/13505
KARAR TARİHİ : 18.09.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında kurulan hükümün incelenmesinde,
5271 Sayılı CMK’un 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 Sayılı CMK’un 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için dosyanın incelenmeksizin MAHALLİNE İADESİNE,
2-Sanık … hakkında kurulan hükümün incelenmesinde,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir.Hangi kurum ve
kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı,o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir.Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek,kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmıyan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir.Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir.Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır.Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’nin, annesi olan …’un Karasu Kapalı Cezaevinde ceza infaz memuru olarak görev yaparken 17/01/1968 tarihinde vefat ettiği, vefatı sonrası … …’un 1970 tarihinde emekli sandığına müracaat ederek annesinden kalan emekli maaşını almak için müracaatta bulunduğu, müracaatı sonrası kendisine yetim aylığı bağlandığı, yetim aylığı almakta iken 16/01/1979 tarihinde resmi nikahla evli olmasına rağmen evliliğini bildirmeyerek emekli sandığından maaş almaya devam ettiği, ilerleyen tarihlerde … iline yerleştiği, maaş almakta yaşadığı zorluk nedeniyle Karasu ilçesinde tanıdığı samimi arkadaşı olan ve o dönem … Bankası Şubesinde görevli olan sanık …’e maaşının çekilmesi hususunda vekaletname verdiği, bu vekaletnameye istinaden sanık …’nin, … adına adına banka şubesinden çekmiş olduğu maaşları …’ye verdiği, 31/08/2007 tarihinde durumun Sosyal Güvenlik kurumu Başkanlığınca farkedilmesi üzerine maaş ödemesinin durdurulduğu, sanık …’nin, yakın arkadaşı olan …’nin resmi nikahlı evli olduğunu bildiği halde adına yatan maaşı vekalatnameye istinaden bankadan çekmek suretiyle iştiraken kamu kurumun zararına dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın kendisine verilen vekalet doğrultusunda hareket ettiği, vekaletnamede dahi sanık …’nin soy isminin kızlık soyadı olan … olarak yazıldığı, sanık …’un sanık …’nin resmi nikahla evlendiğini bildiğine ve suç işleme kastı ile hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeter derecede kesin ve inandırıcı delillerin elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 18.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.