YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/4527
KARAR NO : 2013/16821
KARAR TARİHİ : 05.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamıyacaktır.
Somut olayda;
Sanığın sahte olduğunu bildiği 30 000.00 TL’lik çeki, sahte olduğunu bilmeyen gayri resmi ortağı olan …’ye ciro ettirerek alınan malzeme karşılığında katılan …, Endüstri ve Ticaret A.ş’ye göndermek suretiyle resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında
Sanık …’ın aşamalarda suçsuz olduğunu, kendisinin beraat eden sanık …’a 2 tane iş makinası sattığını ve karşılığında suça konu çeki aldığını belirtilen çeki gayrı resmi ortağı olan …’ye ciro ettirerek katılan … Endüstri ve Ticaret A.Ş’ye verdiğini belirtmesi … isimli şahsın; sanık …’dan iş makinaları satın almadığını ve suça konu çeki sanık …’a vermediğini belirtmiş olması karşısında;
Maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkartılması açısından öncelikle suça konu çeklerin hangi alış veriş karşılığında katılan şirkete verildiği, önceden meydana gelen borçlar için verilip verilmediği hususlarının araştırıldıktan sonra, sanığın ve …’ın karşılaştırılmaya elverişli miktar ve şekilde alınacak imzaları ile suça konu çek üzerinde Adli Tıp Kurumu Fizik Grafoloji İhtisas dairesine inceleme yaptırılarak keşide yazıları ve keşideci imzasının sanık veya … isimli şahsa ait olup olamadığı ve sahteciliğin iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespiti ile sanık …’ın savunmalarında bu hususa ilişkin tanık olarak bildirmiş olduğu …, …, …, … ve …’un tanık sıfatıyla bilgi ve görgüleri de tespit edilip tüm deliller birlikte değerlendirilerek elde edilecek sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.