YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/466
KARAR NO : 2013/13827
KARAR TARİHİ : 23.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıkların daha önceden yaptırmış oldukları sahte maliye denetçisi kimlik kartları ile ilçemiz … Köyünde bulunan mağdurun işlettiği işyerine geldikleri, burada kimliklerini göstererek maliye denetçisi olduklarını söyleyip, mağdurdan işyerine ait fatura, vergi levhası gibi belgeleri istedikleri belgeleri bir müddet inceledikten sonra mağdura birçok eksikliğinin olduğundan en az 40.000 – 50.000 TL ceza kesilebileceğini, kendilerinin 4 kişi olup, adam başı 250 TL para vermesi halinde kendisini idare edebileceklerini söyledikleri, mağdurun o kadar parası olmadığını söyleyerek çobanlara sorayım diyerek dışarıya çıktığı, dışarıda muhasebecisini arayarak durumu sorduğu, muhasebecinin o kadar ceza gerektirecek bir eksiklik olmadığını söylemesi üzerine tekrar sanıkların yanına dönerek yanında sadece 140 TL para olduğunu söylediği, mağdurun bir ara dışarıya çıktığında sanıklara ait aracın plakasını aldığı, bunu gören sanıkların şüphelenerek mağdura Maliye’ye gelirsiniz diyerek olay yerinden araçlara binerek uzaklaştıkları, durumun mağdur tarafından jandarmaya bildirilmesi üzerine bir müddet sonra sanıkların çevre yolunda yakalandıkları olayda, eylemin temas ettiği, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle” nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde, hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/09/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.