YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/4995
KARAR NO : 2013/16104
KARAR TARİHİ : 30.10.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun 14. maddesinde tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri, aynı yasanın 124. maddesinde;
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55-Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanıkların, ülke çapında yayınlanan gazetelerin bir kısmında …’da borsa kuracakları ve kazanç elde edecekleri yönünde haberler yaydıkları, bu şekilde bazı şahıslardan işletip kar vermek üzere para topladıkları, katılandan da 400,000 TL para aldıkları, ancak; 1,5 yıl herhangi bir ödeme yapmadıkları ve aldıkları bu miktar karşılığında 303,000 TL meblağlı bir senet ve kalan meblağ için de 16 parça senet verdikleri, bu suretle katılana karşı nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilse de; kuaför olan tanık …’un, sanıklardan …’yı, işlettiği kuaför salonuna gelmesi nedeniyle tanıdığı ve …da borsa kuracaklarını burada öğrendiği, katılanın, sanıkları kuaför olan tanık … vasıtasıyla tanıdığı ve parayı onlara vermesi için tanık …’a verdiği, tanık …’ın beyanlarından anlaşılacağı üzere yatırım sırasında zarar edebileceklerini biliyor olduğu, sanıklar tarafından yaptırıldığı sabit olmayan … Borsasının sanıklar tarafından kurulması haberlerinin tanığın sanıklara para vermesi hususunda bir etkisinin olmadığı, bunun yanında sanıklara para verilmesindeki amacın borsada yatırım yapmak olduğu ve bu amaçla paranın alınması için sanıkların hileli bir
eylemlerinin olmadığı ve paranın verilmesinden sonra bir dönem yapılan kar nedeni ile sanıkların tanık …’a komisyon verdikleri, bazı kişilere aldıkları parayı iade ettikleri, katılan ile sanıkların paranın alınması sırasında tanışmadıkları ve görüşmedikleri, sanıkların katılana yönelik her hangi bir davranış veya beyanlarının olmadığı, katılanın, sanıklar tarafından paranın geri ödenmesi hususunda aksaklıklar yaşaması üzerine devreye girerek sanıklardan senetleri aldığı, sanıkların ödeme güçlüğü içerisinde olmaları nedeni ile senetleri ödeyemedikleri ve katılanın bu senedeleri icraya verdiği, sanıklarla katılan arasındaki illişkinin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu atılı dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığının kabulüyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, ONANMASINA, 30.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.