YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/588
KARAR NO : 2013/15063
KARAR TARİHİ : 08.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün tebliği için sanığın bildirdiği adrese çıkartılan tebligatın yerine getirilemeden merciine iade edilmesi üzerine sanığın mernis adresi araştırılmadan sözkonusu adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu 35. maddeye göre yapılan tebliğ işleminin usulüne uygun olmadığı belirlenerek temyiz isteminin reddine ilişkin ek karar kaldırılarak yapılan incelemede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda:
Sanığın müşteki …’a ait işyerine gelip peşin ödeyerek malzeme alacağını ancak kendisini babasının dükkanına kadar götürmesini zira babasının aracı ile birlikte gelip söz konusu malzemeleri götüreceğini söylemesi üzerine, müştekinin aracı ile yola çıktıklarında, yol üzerinde bir dükkanın önünde müştekiye durmasını gıda malzemesi alacağını söylediği, dükkana girip aldığı gıda malzemelerinin bir motora yüklediği, müştekiyede dükkanda beklemesini söylerek oradan uzaklaştığı, sanığın geri dönmemesi üzerine dükkan sahibi …’ün sanığı oraya getiren …’dan malların bedeli olan 540,00 TL’yi aldığı anlaşıldığından sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’da 765 sayılı Kanun’dan farklı olarak “gün para cezası sistemi” kabul edildiğinden cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılıp, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle “Adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden adli para cezası TL cinsine çevrildikten sonra indirim yapılarak sanığa fazla adli para cezası tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “20 TL’den paraya çevrilmesiyle bulunan 1.000,00 TL” ibaresinin çıkartılmak ve “666,00 TL” adli para cezası teriminin çıkartılarak yerine “16 gün” adli para cezası ibaresinin eklenmek ve bu paragraftan sora gelmek üzere “sanığa verilen 16 gün adli para cezasının 5237 sayılı TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca günlüğü 20 TL’den çevrilerek 320.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” cümlesi eklenilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.