YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6277
KARAR NO : 2013/13403
KARAR TARİHİ : 17.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik, hakkı olmayan yere tecavüz suçlarından, sanık … hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda katılan …’a ait konutun kiralanması işiyle babası … ilgilendiği, yine baba-oğul olan sanıkların …’la görüşüp konutu gördükten sonra …’ya atanan akrabaları için evi kiralamak istediklerini belirttikleri ikinci buluşmada evi kesinlikle kiralayacaklarını belirterek evin anahtarını ve doğalgaz kartını aldıkları, ancak kiralama işleminin netleşmesini beklemeden herhangibir sözleşme ve tadilat konusunda hiçbir görüşme yapmadan geniş çaplı bir tadilat yaparak, evi satın aldıklarından bahisle eve yerleştikleri sanık … sahte
kira sözleşmesi kullanarak elektrik ve su aboneliği oluşturduğu anlaşılan olayda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararında açıkça belirtildiği şekilde dolandırıcılık suçu oluşması için hile ile sakatlanmış irade ile menfaat oluşturan eşyanın zilyetliğinin devri gerektiği oysa taşınmazlarda anahtarın teslimiyle zilyetlik sağlansa dahi tapuda işlem yapılmadan menfaat gerçekleşmeyeceğinden dolandırıcılık suçu oluşmayıp, sanık …’ın eyleminin özel belgede sahtecilik ve hakkı olmayan yere tecavüz, sanık …’ın eyleminin hakkı olmayan yere tecavüz suçlarını oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 17.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.