Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/641 E. 2013/14836 K. 03.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/641
KARAR NO : 2013/14836
KARAR TARİHİ : 03.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanığın duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan …’ın, kendisine ait olan … plakalı otomobilini satmak için gazeteye ilan verdiği, sanık … ile aynı suçtan haklarında … 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 21.07.2008 tarih ve 2008/422 esas sayılı kararı ile mahkumiyet kararı verilen diğer sanıklar …, … ve …’ın katılanı kandırarak suça konu aracı elinden almak için fikir ve irade birliği içinde harekete geçtikleri, bu çerçevede sanık …’ın telefon ile katılan ve ailesini arayarak suça konu araca müşteri olup görmek istediğini söylediği, akabinde sözkonusu aracın katılanın kardeşi ve babası tarafından sanık …’ya gösterilmek üzere belirtilen adrese götürüldüğü, burada bulunan sanıklar …, … ve …
…’ın sözkonusu araca bakıp beğenmeleri üzerine aracın satımı hususunda 21.500 TL’ye anlaşmanın sağlandığı, akabinde paranın getirilmesi için sanıklar ve katılan tarafın daha sonra buluşmak üzere birbirlerinden ayrıldıkları, ertesi günü sanık …’nın telefon ile katılanı araması üzerine, katılanın kardeşi ve babasının satışı hususunda anlaşılan araç ile sanık …’nın evine gittikleri, burada bulunan tüm sanıkların işadamı olduklarını, ekonomik durumlarının iyi olduğunu aracın parasını getireceklerini söyleyip, para gelene kadar da vakit kaybetmemeleri için aracın noterden devir işleminin yapılmasını istedikleri, bu esnada sanık …’ın arabanın parasını almak için …’ye gideceğini söyleyerek evden ayrıldığı, buna inan katılan, babası ve kardeşinin de bu isteği yerine getirmek üzere sanıklar … ve … ile notere giderek devir işlemini sanık … adına yaptıkları, bu esnada her iki sanığın araç bedeli olarak 5000 TL para verip geri kalan parayı da evde ödeyeceklerini söyleyip eve geri geldikleri, ancak bir müddet sonra sanıkların paranın gelmediğini söyleyerek, ertesi günü verme teklifinde bulunmaları üzerine katılan ile katılanın babası ve kardeşinin evden ayrıldığı ancak daha sonraki günlerde katılan ve ailesinin parayı almaya gitmelerine rağmen alamadıkları, yapmış oldukları araştırma sonucunda sanıkların evlerini terk ettiklerini ve sözkonusu aracın da alındıktan bir gün sonra sanık … tarafından … isimli kişiye satıldığını, Volkan tarafından da … adlı başka bir şahsa satıldığını öğrendikleri olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 03.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.