YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/648
KARAR NO : 2013/14840
KARAR TARİHİ : 03.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müştekinin, … Gazetecilik Matbaacılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi isimli işyerinin sahibi olduğu, gazetinin basımında kullanmakta olduğu baskı alimünyum kalıplarını biriktikçe hurda niyetine sattığı, bu çerçevede elinde birikmiş 800 kg hurda alimünyum bulunduğu, hurda alım satım işiyle uğraşan sanığın müştekinin işyerine gelerek burada biriken hurda alimünyum kalıpları satın almak istediğini belirtiği, bu hususta müşteki ile pazarlık yapıp hurdaların kilosunu 3,75 TL’den satın almak üzere müştekiyle anlaşma yaptığı, akabinde suça konu hurdaların aracına yüklenmesi için müştekiye ait işyerinde çalışan tanıklar … ve … ile birlikte işyeri deposuna gittikleri, burada yükleme işi yapıldığı esnada sanığın satın almış olduğu hurdaların bir kısım parasını nakit olarak tanıklara verip geri kalan kısmı bankadan çekip vereceğini söylediği, bu amaçla tanıklar ile birlikte bankaya gittiği ancak tanıkların beklediği sırada ortadan kaybolup bir daha geri gelmediğinin iddia edildiği olayda,
sanığın müştekiyi ve tanıkları tanımadığını, anlatılan olayların doğru olmadığını belirtmesi, anlatımları hükme esas alınan tanık …’ın soruşturma ve kovuşturma aşamasında sanığı nüfus cüzdanı fotokopisindeki resminden teşhis etmiş olmasına rağmen, 28.04.2009 tarihli duruşmada nüfus cüzdanı fotokopisindeki resmi kendisine gösterilen … isimli şahsın kendilerini dolandıran şahsa benzediğini ancak emin olamadığını beyan etmiş olması ve yine müştekiye ve tanıklar … ile …’a soruşturma ve kovuşturma aşamasında kendilerini dolandıran şahsın sanık olup olmadığı hususunda herhangi bir canlı teşhis yaptırılmamış olması karşısında, müşteki ve tanıklar … … ile sanığın mahkemede yüzleştirilerek müştekiyi dolandıran şahsın sanık olduğunun kesin olarak belirlenmesi, bu mümkün olmadığı taktirde sanığın teşhise elverişli önden ve yandan yeni çekilmiş fotoğraflarının temin edilerek müşteki ve tanıkların kesin teşhisinin sağlanmasından sonra toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiren, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.