YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6488
KARAR NO : 2013/16905
KARAR TARİHİ : 06.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; sanık …’un, katılan … İmalat Montaj Ticaret Limited Şirketine giderek 2 adet dorse sipariş ettiği, katılan şirketle aralarında 04.06.2005 tarihli sözleşme imzaladıkları, sözleşmeye göre iki adet dorse bedeli olan 96.000 TL’nin 20.000 TL’si nakit, kalan kısmının ise çeklerle ödeneceğinin kararlaştırıldığı, dorselerin imalatını müteakip 17.06.2005 tarihinde sanığa teslim edildiği ve fatura kesildiği, sanığın aldığı dorselere karşılık keşidecisi Can Sanat Şirketi olan ait Denizbank Beyoğlu Şubesi’nden verilen 18.800 TL, keşidecisi Pera Petrol Ticaret A.Ş. olan Yapı Kredi Bankası Harbiye Şubesi’nden verilen 18.700 TL ve keşidecisi … İnşaat Şirketi olan Şekerbank Üsküdar Şubesi’nden verilen 31.500 TL tutarında 3 adet çek verdiği, katılan şirket yetkilisinin çekleri tahsil için bankaya gittiğinde çalıntı oldukları ve ödemeden men yasağının olduğunun anlaşıldığı, bilirkişi raporuna göre çeklerdeki keşideci imzalarının şirket yetkililerine ait olmadığının belirtildiği, sanığın suça konu çekleri ciro yoluyla aldığını iddia ettiği …’in yetkili olduğu Aydın/Söke ilçesinden Akın Madencilik adında bir şirketin bulunmadığı ve çekte yazılı telefon numarasına ilişkin bir kaydın bulunmadığı anlaşılmakla, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Sanıkla katılan şirket arasında imzalanan 04.06.2005 tarihli sözleşme uyarınca imal edilen dorselerin, sanığa 17.06.2005 tarihinde teslim edildiği, haksız menfaatin bu tarihte elde edildiği, dolandırıcılık suçlarının da haksız menfaatin elde edildiği tarihte tamamlanacağı anlaşıldığından, suç tarihinin 17.06.2005 günü olması karşısında ; 5237 sayılı TCK’nın 158/1-son maddesinin, 29.06.2005 tarih ve 5377 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki halinin daha az cezayı hükmetmesi ve sanığın daha lehine olmasına rağmen, suç tarihinin yanlış tespiti nedeniyle değişiklikten sonraki hükümler uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 06.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.