Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/6524 E. 2013/16525 K. 04.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6524
KARAR NO : 2013/16525
KARAR TARİHİ : 04.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma
HÜKÜM : Beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar …, …, …, …., …, … ve … haklarında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı Kanun’un 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından ve 5271 sayılı CMK’nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Katılan vekilinin, sanıklar hakkında verilen nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararları ile sanık … hakkında verilen düşme kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıkların, mevzuata aykırı şekilde tedavi yardım beyannameleri düzenleyerek; eş, anne, baba veya çocuklarını usulsüz şekilde PTT’nin sağlık yardımından yararlandırdıkları, bu akrabalarının gerçekte başka bir şekilde sağlık yardımından yararlanmalarına rağmen, bu durumu çalıştıkları kuruma bildirmeyerek, kendilerinin sigortaları üzerinden göstermek suretiyle kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, hangi kurum bünyesinde olursa olsun sigortalı olan kişilerin giderlerinin, Devlet tarafından karşılanıyor olması, ortada gerçek bir tedavi ve harcama yapılmış olması nedeniyle kurumun herhangi bir zararın bulunmaması karşısında, nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmayacağı, sanık …’in de, hüküm tarihinden önce öldüğü dikkate alınarak bu gerekçelere dayanan beraat kararları ile düşme kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 04/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.