YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/655
KARAR NO : 2013/14392
KARAR TARİHİ : 30.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Sanığın yürümekte olan katılanın önüne geçip kendisini tanıdığını söylediği, katılanın tanıyamadığını söylemesi üzerine sanığın on gün önce babasının öldüğünü hayır dağıtacaklarını fakirlere yardım için gıda maddesi verdiklerini söylediği, katılanın yardım istemediği belirttiği, sanığın ihtiyacın yoksa tanıdığı fakirlere götürmesini katılandan istediği, ısrar üzerine teklifi kabul eden katılanın sanıkla birlikte işyerlerinin olduğunu söylediği arka sokağa doğru gittikleri, bu sırada bir … yerinden tanımadığı ikinci bir kişinin çıkıp yanlarına geldiği, katılana gıda yardımını en az üç fakire dağıtacaksın dediği, katılanın yaşlı olduğunu gıda maddelerini götüremeyeceğini söylemesi üzerine sana para verelim diyerek cebinden bir deste para çıkarıp gösterdiği, tekrar cebine koyduğu, ölen kişi için devir yapacaklarını söyleyip katılana para olup olmadığını sordukları, onun 200 TL var dediği, sen parayı bize ver biraz ilerde hoca var paranı devir yapıp geri getirelim dedikleri, katılanın güvenip parasını sanığa verdiği, sanığın bir iki bina ilerdeki bir binaya girdiği, diğer kişinin katılanın yanında kaldığı, bu sırada cep telefonunun çaldığı bu kişinin telefonla konuşur gibi yapıp amca seni çağırıyorlar dediği ve katılanı sanığın girdiği binaya yönlendirdiği, binaya giren katılanın sanığı göremediği, çevredekilere sorduğu onlarında böyle bir kişinin olmadığını söyledikleri, sanığın bu şekilde izini kaybettirdiği olayda, eylemin temas ettiği, 5237 sayılı TCK’nun 158/1-a maddesinde düzenlenen “Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle” nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde, hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.