YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6698
KARAR NO : 2013/16788
KARAR TARİHİ : 05.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgeyi yok etmek
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Karar başlığında nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, özel belgeyi yok etmek suçlarının yazılmamış olması mahallince düzeltilebilecek eksiklik olarak görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunu Madde 14 de, Tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri, aynı yasanın Madde 124 de;
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin,kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55- Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir.Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir.Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanıklardan …’ın katılan … A.Ş.’nin Adana Bölge Müdürü olarak çalıştığı sırada Bursa ve Antalya fabrikalarında üretilen ve siparişler doğrultusunda müşterilere teslim edilmek üzere Adana iline gönderilen mallardan bir kısmını Ünal Tarım isimli işyerine faturasız ve ucuz fiyattan satarak karşılığını şikayetçi şirkete göndermediği, şirkete iade edilmiş veya müşteriye teslim edilmek üzere gönderilmiş ya da şirket merkezinin sipariş verebileceği firmalar adına hayali siparişler yapılarak Adana iline şirket tarafından gönderilen malları birçok kez farklı kişilere satıp nakit karşılığını şirkete göndermediği, müşterilerin aldıkları mallara karşılık şirkete yapmaları gereken ödemeleri ve havaleleri kendi şahsi banka hesabına yaptırarak bu ödemeleri şirkete göndermediği, usulüne uygun olarak mal alan müşterilerden malların karşılığı olarak alınan çekleri şirkete göndermek yerine arkasına şirket kaşesi vurarak ve diğer sanık … ve …, … ve …’e ciro ederek bu şahıslar tarafından bankaya ibrazını sağlamak suretiyle çek bedellerinin tahsilini sağladığı ve şirkete göndermediği, böylece zincirleme şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği,sanık …’unda bu suça iştirak ettiği, katılan … isimli müşteriden katılan … Kimya şirketine olan borç karşılığı aldığı dört adet senedi alıp bunların yerine şirkete kendi yazı ve imzası ile sahte olarak düzenlenmiş aynı vade ve bedelli dört adet senedi gönderdiği, kendisinde kalan gerçek senetlerden iki tanesinin bedelini …’dan şirket adına tahsil amacıyla elden aldığı, ikisine karşılık ta çek aldığı ve senetleri borçlusuna verdiği, sahte senetlerin şirket tarafından icra yoluyla talep edilmesi üzerine durumun ortaya çıktığı, sanık …’ın üzerine atılı resmi evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği, sanık …’ın, katılan … Kimya Şirketi tarafından kendisine teslim edilen 99 numaralı çek senet alındı belgelerini içeren makbuz koçanındaki tüm makbuzları ve dip koçanlarını imha ederek şirkete teslim etmediği, bu suretle özel belgeyi yoketmek suçunu işlediği iddia olunan olayda;
1-Sanık … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik, sanık … hakkında güveni kötüye kullanma suçlarından verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde;
Sanık … hakkında güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükümde sonuç cezanın kısa süreli hapis cezası olmadığı gözetilmeden 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmaması anılan madde uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ve sanık …’un yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgeyi yok etmek suçlarından verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
a-Nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden,
Sanığın eyleminin şirkete yönelik olduğunun kabul edilmesi halinde bütün olarak emniyeti suistimal suçunu oluşturacağı, katılan …’ya yönelik olarak kabul edilmesinde ise tahsil işleminin gerçekleşmemiş olması nedeniyle eylemin teşebbüs aşamasında kalacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Özel belgeyi yok etmek suçu yönünden;
Sanığın eyleminin, işlediği hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanama suçunu gizleme amacına yönelik olması karşısında, eylemin bütün halinde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanama suçunun unsurunu oluşturduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, Sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.11.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.