Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/7035 E. 2014/1069 K. 23.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7035
KARAR NO : 2014/1069
KARAR TARİHİ : 23.01.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı Kanun’un 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanık müdafiinin haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2- Sanıklar … ve … hakkındaki mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda ; kardeş olan sanıklar … ve … ile sanık …’in eşi olan ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen diğer sanık …’ün, birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, suç tarihinde önce tuhafiyeci olan katılan …’in işyerine gittikleri, 3 TL’lik toka, taç, çorap gibi malzeme aldıktan sonra sanık …’nin katılana 50 TL tüm para verdiği, katılanın bozuk para olup olmadığını sorması üzerine, sanık …’in bozuk parası olduğunu söylediği, katılanın da 50 TL’yi geri sanık …’ye verdiği, ancak
sanık …’nin bozuk para lazım olduğunu söyleyerek 50 TL’nin bozulmasını istediği, bunun üzerine katılanın 3 TL’yi keserek 47 TL para üstü verdiği, diğer sanıkların katılanı oyaladıkları ve birlikte dışarı çıktıkları, buradan ayrılan sanıkların, bu sefer katılan …’in işlettiği iddia bayiisine gittikleri, sanık …’nin 2 TL’lik oyun oynadığı ve katılana 50 TL tüm para verdiği, diğer sanıkların iddia oyunu hakkında sorular sorarak katılanı oyaladıkları, sanık …’ün yanında bozuk parası olduğunu söyleyerek 50 TL’yi geri aldıkları ancak sanık …’ün daha sonra bozuk paranın yetişmediğini söylediği, sanık …’nin de para üstünü istediği ve katılandan 48 TL para üstü aldıkları ve sanıkların bu şekilde katılanları oyalayıp haksız menfaat temin ettikleri sabit olmakla dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,ancak;
A- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E.,2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 100 gün olarak tayin edilmesi,
B- Sanık …’nin 18 yaşından küçükken işlediği suç nedeniyle verilen mahkumiyet kararının tekerrüre esas alınması suretiyle TCK’nın 58/5. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün (2/A) ve (3/A) numaralı fıkralarındaki adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün”, “33 gün” ,”27 gün” ve “540,00 TL” ibarelerinin çıkartılarak, yerine sırasıyla “5 gün”, “1 gün”, “gün para cezası 1 tam günün altına düşemeyeceğinden 1 gün” ve “20 TL” kelimelerinin eklenmesi ; yine hükmün (2/B) ve (3/B) numaralı paragraflarındaki adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün”, “83 gün” ve “1660,00 TL” ibarelerinin çıkartılarak, yerine sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” kelimelerinin eklenmesi ; ayrıca sanık … hakkındaki hükmün (3/A) ve (3/B) numaralı kısımlarındaki tekerrür uygulamasına ilişkin paragrafların tamamen çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.