YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/708
KARAR NO : 2013/14693
KARAR TARİHİ : 02.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın kavak alımı yapan müştekiye kendisini … olarak tanıtarak kavak ağaçlarının dikili olduğu taşınmazının olduğunu, kavakları satmak istediğini söylediği ve birlikte kavak ağaçlarının olduğu mevkiye gittikleri, sanığın mağdure …’a ait kavak bahçesini müştekiye kendisine ait olduğunu söyleyerek gösterdiği ve doktora gideceğinden acilen paraya ihtiyacı olduğunu, 2000 TL’ye bahçe içerisindeki tüm kavak ağaçlarını satabileceğini söylediği, müştekininde 1500 TL’ye alabileceğini söylemesi üzerine tarafların 550 TL’si peşin olmak üzere anlaştıkları ve alım satım sözleşmesi yaptıkları, sanığın müştekiden 550 TL alarak olay yerinden uzaklaştığı, müştekininde mağdure …’ın sahibi bulunduğu bahçeye giderek yaklaşık 150 adet kavağı kestiği sırada görülerek engellendiği anlaşılmakla dolandırıcılık suçunun işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki adli para cezasının belirlenmesine ilişkin bölümdeki “100 gün”, “83 gün”, “1660,00 TL” ibarelerinin yerine sırasıyla “5 gün”, “4 gün”, “80,00 TL” ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.