Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/7129 E. 2012/46382 K. 25.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7129
KARAR NO : 2012/46382
KARAR TARİHİ : 25.12.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılana ait şirkette genel müdür olan sanığın, katılan …’ı ikna ederek kendisinden yetki belgeleri aldığı ve bu yetki belgelerini kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak bankaları aracı kılmak sureti ile İMKB nezdinde suç teşkil eden işlemlerde bulunduğu ve şirket çalışanları üzerinde güven oluşturarak şirketin durağan paralarını kullandığı iddia olunan somut olayda; sanığın söz konusu işlemleri katılanın bilgisi dahilinde gerçekleştirmiş olması nedeni ile sanığın bu işlemler ile ilgili menfaat temin ettiğinin tespit edilememesi ve 02.02.2007 tarihli SPK uzmanlarınca düzenlenen raporda sermaye piyasası yönünden herhangi bir usulsüzlük ve suç unsurunun bulunmadığının belirtilmesi karşısında, unsurları itibariyle oluşmayan dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemişti
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
24.04.2003 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’un 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’ un 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 25.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.