YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7261
KARAR NO : 2012/41560
KARAR TARİHİ : 18.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret, kamu malına zarar verme, uyuşturucu madde kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme,hakaret,kamu malına zarar verme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Sanık hakkında birden fazla görevliye karşı görevini yaptırmamak için direnme suçunu işediği anlaşılmış ise de,zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması ve adli sicil kaydına göre tekerrüre esas olabilecek ilam bulunması karşısında ilamın kesinleşme ve infaz tarihlerini içerir şekilde onaylı suretinin dosya arasına getirtilip incelenerek tekerrüre esas olup olmadığının tartışılmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur.Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur.Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder.Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır.Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır.Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda;Müşteki …’ün Gazi paşa polis merkezinde görevli olduğu, olay günü sanık …’ün bir apartmanın bahçesinde şüpheli bir şekilde etrafı gözetlediğini gördüğü, bunun üzerine sanıktan şüphelenerek kimliğini sorduğu, sanığın kimliğim yok diyerek yanıt verdiği, sanığın ısrarla kimliğini beyan etmemesi üzerine müşteki …’ün ekipten yardım istediği, olay yerine müşteki polis memurları … ve …’in geldiği, yine sanıktan kimliğinin istendiği, sanığın müşteki polis memurlarına ” ben a…a..dan çıkalı beri bu mahalledeyim, sizi vurmayanın a.. sinkaf edeyim” diyerek hakaret ve tehdit ettiği, bunun üzerine müştekilerin sanığı karakola götürdükleri, sanığın hakaret ve tehditlerine devam ettiği, sanığın karakoldan kafasını duvara vurarak kendisine zarar vermeye çalıştığı,bunun üzerine müşteki polis memurlarının sanığı sakinleştirmeye çalıştığı, sanığı tutmaya çalışan müşteki …’ın ayaklarından çekerek ve ittirerek sanığın müştekiyi yere düşürdüğü, bu esnada tezgahın üzerinde bulunan telsizi alarak yere fırlattığı ve telsizi kırdığının kabulüyle görevi yaptırmamak için direnme,hakaret,kamu malına zarar verme suçlarının oluştuğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
1-Sanık hakkında uyuşturucu madde kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Hükümden önce 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde, uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi, altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceği öngörülmüştür.
Uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında; belirtilen iki seçenekten biri uygulanırken, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi, gerekçenin somut olgulara ve davranışlarına bağlı olarak, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyup uymayacağının değerlendirilmesine dayanması gerekmektedir.
Ayrıca aynı maddenin (2) veya (6). fıkralarındaki olasılıklardan hangisi tercih edilirse edilsin, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesinde zorunluluk bulunmakta olup belirtilen tedbirlerin uygulanmaması yönünden, mahkemeye takdir hakkı tanınmamıştır.
Diğer yandan, 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesinin (6). fıkrasının uygulanabilmesinin koşulu olarak, aynı fıkranın son cümlesinde öngörülen “Ancak, bunun için kişi hakkında bu suç nedeniyle önceden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmemiş olması gerekir” hükmü, iddianamede belirtilen davaya konu aynı eylem nedeniyle, bu maddenin 2. fıkrası uyarınca daha önce tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemiş olmasını ifade etmektedir.
Somut olayda, Mahkemece uyuşturucu madde kullandığı kabul edilen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesinin sanığın daha lehine olan (2). fıkrası yerine,(1). fıkrası uyarınca cezaya hükmedilirken herhangi bir gerekçe gösterilmemesi ve cezaya ek olarak tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş,sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.