YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/735
KARAR NO : 2012/32288
KARAR TARİHİ : 20.03.2012
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’in, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/2. maddeleri uyarınca 1.400,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair … Sulh Ceza Mahkemesinin 15/02/2011 tarihli ve 2010/129 esas, 2011/18 sayılı kararının infazı sırasında, hükümlüye yapılan adlî para cezası ödeme emrinin tebliğini müteakip, para cezasının süresinde ödenmemesi üzerine, … Cumhuriyet Başsavcılığının 07/06/2011 tarihli para cezasının hapse çevrilmesi kararı ile hükümlü hakkındaki cezanın 70 gün hapis cezası olarak belirlenip, 12/06/2011 tarihli müddetname ile hapis cezasının infazına başlanmasından sonra, hükümlünün talebi üzerine 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesi uyarınca 1.400,00 TL. adli para cezası karşılığının günlüğü 100,00 TL.’den 14 gün hapis cezası olarak uygulanması gerektiğinden bahisle hükümlünün tahliyesine dair … Sulh Ceza Mahkemesinin 22/07/2011 tarihli ve 2011/616 değişik iş sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin … Asliye Ceza Mahkemesinin 29/07/2011 tarihli ve 2011/121 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 13/10/2011 gün ve 2011/12825/52788 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/01/2012 gün ve 2011/366367 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Hükmün infazı sırasında, hükümlünün infaz edilecek süreye itiraz ederek talepte bulunması üzerine, hükmün infaz edildiği yer mahkemesi olan … Sulh Ceza Mahkemesince, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesi uyarınca 1.400,00 TL. adli para cezası karşılığının günlüğü 100,00 TL’den 14 gün hapis cezası olarak uygulanması gerektiğinden bahisle hükümlünün tahliyesine karar verilmiş ise de,
5275 sayılı Kanun’un 98. maddesinde yer alan, “Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir” şeklindeki düzenleme karşısında, infaz edilecek sürenin hesabında oluşan tereddütün, hükmü veren mahkemesince giderilmesi gerektiği, infaz yeri mahkemesince sadece infazı gereken sürenin kesin olarak belirlenmesinden sonra, anılan Kanun’un 106/9. maddesi uyarınca tahliye hükümlerinin uygulanabileceği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 1.fıkrasında “Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.” Hükmü yer almaktadır. Belirtilen madde de düzenlenen olağanüstü yasa yoluna başvurunun ilk koşulu hakim veya mahkeme tarafından verilen karar veya hükmün kesinleşmiş olmasıdır. Henüz kesinleşmemiş karar veya hükümler için bu yasa yoluna başvurulamaz.
İncelenen dosya içeriğine göre, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.11.2005 gün ve 2005/10-143 sayılı kararında belirtildiği üzere; sanığın keşide ettiği çek nedeniyle verilen 1400.00 TL adli para cezası miktar itibariyle 1412 sayılı CMUK’un 5219 sayılı Kanunla değişik 305.maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunmakta ise de, aynı hükümle 3167 sayılı Kanunun 16.maddesinin 3.fıkrası uyarınca sanığın 1 yıl süre ile çek hesabı açtırmasının yasaklanmasına da karar verilmesi nedeniyle de hükmün kesinlik kapsamı dışında kaldığı, esasen temyiz yolu açık olmak üzere verilmesi gereken mahkumiyet hükmünün, ceza miktarı itibariyle kesin olarak verildiğinin bildirildiği, bu suretle sanığın yanıltıldığı, anılan hükmün usulüne uygun yasa yolunu gösterir meşruhatı havi şekilde tebliği gerekirken bu gerekliliğe uyulmadığı dolayısıyla hükmün henüz kesinleşmediği anlaşıldığından kanun yararına bozma isteminin CMK 309.maddesi gereğince REDDİNE, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.