YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7459
KARAR NO : 2013/17886
KARAR TARİHİ : 19.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; şikayetçinin Belediyede asılı gördüğü yurtdışına işçi götürmeye ilişkin ilanda yazılı telefonu aradığı, telefona çıkan sanığın kendisini Savaş Türkoğlu ismi ile tanıttığı ve yurtdışına … İnşaat Dış Ticaret A.Ş.nin faaliyetleri çerçevesinde bazı meslek dallarından işçi götürdüklerini, bunun için de para yatırması gerektiğini söyleyerek kandırdığı şikayetçiye ödemesi gereken ücretin ve banka havale numarasının yazılı olduğu faks gönderdiği, şikayetçinin sanık adına 572 TL havale yaptığı, sanığın bu parayı … Bankası Sanayi Sitesi şubesinden kendi adına çektiği iddia olunan olayda,
1-Sanığın inşaat taşeronu olarak çalıştığı, yaklaşık on onbeş gün yanında çalışan üç işçinin, kendilerine para geleceğinden bahisle bu parayı kendi hesap numarasına yatırılmasını izin verdiğini ve bu parayı çekip şahıslara verdiğini, şahısların ismini olay tarihi üzerinden iki yıl gibi bir süre geçtiği için hatırlayamadığını, bu şahısların dolandırıcı olduğunu sonradan
öğrendiğini ayrıca bu şahısların halkbankası ve vakıfbanktan da para çekip verdiğini savunması , dosya arasında bulunan, sanık …’ın şüpheli sıfatı ile beyan verdiği … Cumhuriyet Başsavcılığına ait 12.12.2006 tarihli ifade tutanağı suretinden anlaşılacağı üzere, … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, sanık hakkında benzer bir eylemden dolayı başka bir mağdura karşı dolandırıcılık suçundan dolayı soruşturma yürütüldüğü, sanığın … Cumhuriyet Başsavcılığındaki beyanında da temyize konu davadaki ile benzer olay örgüsüne dayalı şekilde ifade verdiği, ancak sanığın … Cumhuriyet Başsavcılığında beyanında, kendisinin hesabına 2006 yılının 5. ayında para yattığını ve parayı çekip yanında çalışan kimliklerini bilmediği 3 sıvacıya bu parayı verdiğini, bu şahısların 10-15 gün çalıştıktan sonra haber vermeden ayrıldıklarını beyan ettiği, sanığın temyize konu davada verdiği beyanında ise, 20.03.2006 tarihinde hesabına yatan parayı çektiğini, çektiği parayı yanında çalışan 3 sıvacıya 1 hafta sonra verdiğini, parayı verdikten iki gün sonra da bu şahısların işyerinden ayrıldıklarını beyan etmesi, sanığın beyanlarının çelişkili olması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması bakımından, … Cumhuriyet Başsavcılığının sanık hakkındaki soruşturma dosyasının akibetinin sorularak,soruşturma ve dava açılmışsa kovuşturma dosyalarının ilgili yerlerden getirtilip incelenerek zapta geçirilmesi, birleştirilmeleri hususunun değerlendirilmesi, mümkün olmadığı taktirde bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine konulması,
2-Sanığın savunmasında kullandığını savunduğu telefon numarası ile havale bedelini aldığı banka dekontu üzerindeki irtibat telefonunun farklı olması karşısında, telefon görüşme dökümleri incelenerek sık görüştüğü telefon numaraları belirlenip bu telefon numaralarını kullanan kişilerin tanık olarak beyanları alınıp sanığın şikayetçiyi aradığı telefonun sanığa ait olup olmadığının belirlenmesinden sonra toplanan tüm delilere göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, üst Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi uyarınca uyguyanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 19.11.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.