Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/7488 E. 2013/17723 K. 18.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7488
KARAR NO : 2013/17723
KARAR TARİHİ : 18.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Şikayetçi …’ın, sanık …’e 3.000 TL, sanık …’in ise sanık …’a, 10.000 TL borcunun bulunduğu, şikayetçinin, sanık …’e olan borcunu ödemek amacıyla, sanık … emrine, her biri 500 TL bedelli olan 6 adet bonuyu, 24.07.2008 tarihinde düzenleyerek sanık …’e teslim ettiği; ancak sanık …’in oğlu olan sanık …’ın, söz konusu senetlerin miktarlarının harfle yazılı olduğu kısımlarına, sonradan “bin” ve “üç bin” ibarelerini eklemek suretiyle, 15/09/2008 ödeme tarihli senedin miktarının üç bin beş yüz TL, 15/08/2008–30/09/2008–25/08/2008–01/08/2008 ödeme tarihli senetlerin miktarlarının ise bin beş yüz TL olarak değiştirdikten sonra dosya kapsamında yargılanan sanık … tarafından İzmir 10. İcra Müdürlüğünün, 2009/2253 esas numaralı dosyası üzerinden şikayetçi aleyhine icra takibine konulduğunun iddia edildiği olayda;
Altı adet senedin beşinde tahrifat olduğunun iddia edildiği, yapılan tahrifatların hem yazıyla hem de rakamla oluşturulması karşısında; dosya içerisinde bulunan sanık …’ın oturarak ve ayakta alınan yazı örnekleri ile mağdur …’ın yazı örneklerinin Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik/Grafoloji ihtisas dairesine gönderilerek, yapılan tahrifatların kimin el ürünü olduğu, iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edierek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi