Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8064 E. 2014/1438 K. 29.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8064
KARAR NO : 2014/1438
KARAR TARİHİ : 29.01.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın müştekilerin işyerlerine giderek kendisini maliyeci olarak tanıtıp Maliye isimli esnaf dergisini almaları gerektiği konusunda onları ikna ederek dergi sattığının iddia edildiği somut olayda;
1-Sanık hakkında müştekiler …, …, …, … ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle kurulan mahkumiyet hükümleri bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Müşteki …’in, sanığın işyerine gelerek Maliye’den geldiğini söylediğini ve kimlik gösterdiğini, “bu dergiye 2 ay abone olacaksınız” diyerek bir dergi verdiğini ve kendisinden 30,00-TL aldığını ancak sanıktan şüphelendiğinden peşinden gittiğini, ileride yakalayarak aracına aldığını, dükkanına geri getirdiğini ve parasını geri aldığını beyan etmesi karşısında sanığın müştekiden almış olduğu parayı hakimiyet alanına geçirmiş olması nedeniyle tamamlanmış suçtan cezalandırılması yerine eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı kabulü ile sanığa eksik ceza
tayini aleyhe temyiz bulunmadığından ve müşteki …’e yönelik kurulan hüküm bakımından adlî para cezası hesaplanırken, 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesine göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimlerin, gün üzerinden yapılması gerekliliğine uyulmayarak anılan yasanın 35.maddesi uyarınca yapılan indirimin doğrudan belirlenen meblağ üzerinden yapılması, sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, müşteki …’e yönelik eylem nedeniyle kurulan hüküm fıkrasındaki adli para cezasının belirlenmesine ilişkin bölümlerdeki “30 gün”, “15 gün”, “300.00 TL” ibarelerinin yerine sırasıyla “5 gün”, “2 gün”, “40,00 TL” ibarelerinin, müştekiler …, …, Süleyman Beşerek ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle kurulan hüküm fıkralarındaki adli para cezasının belirlenmesine ilişkin bölümlerdeki “30 gün”, “600.00 TL” ibarelerinin yerine sırasıyla “5 gün”, “100,00 TL” ibarelerinin eklenmesi; suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık hakkında müşteki …’a yönelik eylemi nedeniyle kurulan mahkumiyet hükmü bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Müştekinin sanığın iş yerine gelerek, kimlik gösterip Maliye’den geldiğini ve gazeteye 30,00 TL karşılığında abone olması gerektiğini söylediğini, kendisinin de göstermiş olduğu kimliğin resmi belge niteliği taşımadığını, resmi bir belge ibraz etmesi gerektiğini söylemesi üzerine tedirgin bir şekilde uzaklaştığını beyan etmesi karşısında; sanığın gösterdiği kimlik belgesine müştekinin inanmadığı, böylece sanığın maliyeden geldiğine ilişkin beyanları kolayca denetlenebilecek hile boyutuna ulaşmayan yalanlar olduğu anlaşılmakla dolandırıcılık suçunun unsurları oluşmadığından sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.