Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/822 E. 2013/14297 K. 30.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/822
KARAR NO : 2013/14297
KARAR TARİHİ : 30.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan … vekilinin, katılana karşı işlenen dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı temyiz isteminde bulunduğu, sanık …’ın yapılan tebligata rağmen temyiz talebinin bulunmadığı, bu nedenlerle, sanık …’in, katılanlar …, …, müşteki …, mağdur …’a karşı işlediği suçlardan verilen mahkumiyet kararlarının temyiz kapsamı dışında olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Katılanın …’nın … semtinde yedek parça satan esnaf olduğu, sanık …’ın, katılana, bir inşaat firmasında satın alma sorumlusu olarak çalıştığını söylediği, bu inşaatta bulunan araçların yedek parçalarını bundan böyle kendilerinden satın almak istediğini, parçaların çok acil lazım olduğunu, firma muhasebecisi ile ertesi gün gelerek fatura düzenleyip ödeme yapacaklarını söyleyerek katılanda güven telkin ettiği, katılanın da irsaliye düzenleyerek istediği parçaları sanığa verdiği, katılanın bu şekilde 2.100 TL değerinde 6 parça teslim ettiği, ertesi gün işyerine sanığın gelmediği ve bir daha da kendisine ulaşılamadığı, yapılan araştırmada, sanığın böyle bir şirkette hiç çalışmadığının belirlendiği, sanığın aynı bölgede esnaf olan …’in 2000 TL değerindeki sekiz parçasını, …’in 3.300 TL değerindeki dört parçasını, …’in 4.500 TL değerindeki bir parçasını ve …’un 1.650 TL değerindeki bir parçasını da aynı yöntemi kullanarak hile yoluyla alarak kaçtığı, mağdur …’ya ait olan parçanın
sanık …’un oto parçalarının satıldığı işyerinde ele geçirildiği, sanık beyanında da, bu şekilde toplanan parçaları sanık …’un işyerine bıraktığını belirttiği, buna göre sanık …’in katılana karşı dolandırıcılık, sanık …’un da suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık …’ın, katılan …’e karşı işlediği iddia olunan dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılanların ve mağdurların beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın hileli hareketler yaparak haksız menfaat temin ettiği sabit olduğundan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … Bursalı hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tüm dosya kapsamına göre, sanığın suç konusu eşyayı kabul ederek suçu işlediğinin sabit olması karşısında; mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Gerekçeli kararda, sanığın suçtan sonraki davranışları, pişmanlık duymaması ve yargılamada edinilen olumsuz kanaat ile zararın giderilmemesi gibi gerekçelerle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş olup, zararın sanık tarafından giderildiği kabul
edilse bile, gösterilen diğer gerekçeler karşısında, bu yönde bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
5237 sayılı TCK’nın cezaların toplanması kuralına yer vermediği, bu nedenle sanık hakkında hükmolunan her bir cezanın diğerinden bağımsız olduğu gözetilmeden TCK’nın 165. maddesi kapsamında verilen 3.600 TL ve 100 TL adli para cezalarının toplanmasına karar verilerek neticeden 3.700 TL adli para cezasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki “cezaların toplanarak sanığın 3.700 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına” ilişkin kısmın çıkartılarak, yerine, “cezaların ayrı ayrı infaz edilmesine” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.