Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8247 E. 2014/1929 K. 05.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8247
KARAR NO : 2014/1929
KARAR TARİHİ : 05.02.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Fantasia Otel’de finans işlerinden sorumlu eleman olarak çalışan sanığın, görevi gereği kendisine tevdii edilmiş bulunan kasadan, otel müdürü olan katılan …’in izni ve bilgisi dışında bir miktar Türk lirası ve döviz alarak işinden ayrıldığı, işe gelmediği gün otelde çalışan diğer görevlilerce yapılan inceleme sonucunda kasa mevcudunda eksik olduğunun tespit edildiği ve suç duyurusunda bulunulduğu, bilahare yapılan incelemelerde yine sanığın, katılan …’ın imzasını taklit ederek iki adet kasa fişi düzenleyip muhasebeden 2.000 TL para aldığı, sanık hakkında suç duyurusunda bulunulması sonrasında sanığın kendisinin yerini ihbar ettiğini düşündüğü şikayetçi …’ı cep telefonuyla arayarak kendisini öldüreceğini söylediği sabit olmakla, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, tehdit ve özel belgede sahtecilik suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nın 51/2. maddesine göre, cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabileceği, malvarlığına yönelik bazı suçlarda etkin pişmanlığı düzenleyen aynı Kanunun 168. maddesinde, failin, azmettirenin veya yardım edenin etkin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme ya da tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde mağdurun rızası aranmaksızın, kısmî geri verme veya tazmin halinde ise mağdurun rıza göstermesi koşuluyla ve etkin pişmanlığın gerçekleştiği yargılama aşaması dikkate alınarak ceza indirimi öngörüldüğü, öte yandan aynen geri verme veya tazmin tedbiri aynı Kanun’un 51. maddesinde bir koşul olarak gösterilmiş ise de, yasal bir indirim nedeninin, bundan yararlanmama iradesini ortaya koyan failin cezasını etkisiz kılacak biçimde aynen tazmin tedbir şartına bağlı tutulması imkanının bulunmadığı, böyle bir uygulamanın, mağdurun zararını soruşturma veya kovuşturma aşamalarında gidermeyen faillere yeni bir olanak tanırken, soruşturma veya kovuşturma aşamalarında zararı ödeyen sanık veya sanıklar aleyhine ve adalete aykırı bir sonuç doğuracağı, maddenin düzenleniş amacının da bu şekilde yorumlanamayacağı gözetilmeyerek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan sanık hakkında ertelemenin, katılanın uğradığı zararın giderilmesi şartına tabi tutulması; ayrıca sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda katılana karşı aynı suçu birden fazla işlemesi nedeniyle TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca cezasında artırım yapılmaması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Resmi belgede sahtecilik ve tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/250-13 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 231/6-c madde ve bendinde işaret olunan zarar kavramının, kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olduğu, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, zarar koşulunun ancak zarar suçlarında dikkate alınması gereken bir unsur olduğu, suça konu kasa fişlerinin sahte olarak düzenlenmesi şeklinde gerçekleşen eylemde; güveni kötüye kullanma suçu yönünden zarar oluşmasına rağmen, sahtecilik suçunun işlenmesi ile oluşmuş somut bir zarardan söz edilemeyeceği; yine tehdit suçunda da aynı şekilde şikayetçinin zararından bahsedilemeyeceği gözetilmeden, suç tarihi itibariyle adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında ileride bir daha suç işlemeyeceği yönünde oluşan olumlu kanaat nedeniyle her iki mahkumiyet hükmünün ertelenmesine karar verildiği halde, “zararın giderilmemesi ve yasal şartların oluşmaması” şeklinde yasal olmayan gerekçeyle sanık hakkında CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kabule göre de;
b)“Zarar” koşulunun ancak zarar suçlarında dikkate alınması gereken bir unsur olduğu, özel belgede sahtecilik suçu nedeniyle meydana gelmiş bir zarardan bahsedilemeyeceği gözetilmeden, sahte kasa fişlerinde yazılı para miktarı olan 2.000 TL’lik zararın giderilmesi koşuluyla erteleme kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.